Bu Blogda Ara

Arşiv

merkez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
merkez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nu$reddin Hoca Fıkraları

 


Reuters kaynaklı bir habere göre, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, bakan yardımcısı olduğu zamanlarda dış yatırımcılarla yaptığı toplantılardan birinde, yatırımcıların sorularını cevaplamak yerine onlara çocukluk hikâyelerini anlatmış ve bunun üzerine yatırımcılar herhangi bir taahhütte bulunmadan ayrılmış.

Biz de, bu vesileyle nükteleri ile meşhur Nu$reddin Hoca’dan bir kaç fıkra aktaralım: 

Ya tutarsa?

Nu$reddin Hoca bir gün, borç denizinde yüzen bir ekonominin başında durmuş, elindeki kepçeyle ekonomiye yeni model atıyormuş. Köylünün biri onu o halde görünce dayanamayıp sormuş:

“Hocam, hayırdır, ne yapıyorsun öyle?”

“Yeni ekonomi modeli atıyorum”

“Koca ekonomi, hiç yeni model tutar mı?”

“Ya tutarsa?”

“Ben zaten inecektim...”

Nu$reddin Hoca, eşekonomisine binip gezmeye çıkmış. Bir anda, eşekonomi tökezleyince Hoca da yuvarlanıp yere düşmüş. Mahalleli kendisine bakıp gülmüş, ama Hoca bozuntuya vermeden, “Ne gülüyorsunuz, ben zaten inecektim” demiş. 

Peşin paranın kokusu...

Günlerden bir gün, alacaklıları Nu$reddin Hoca’nın kapısına dayanmış paralarını istiyorlarmış. Nu$reddin Hoca kendinden emin bir şekilde: 

“Kolay o iş, yakında hepiniz paranızı alacaksınız” demiş. Hoca’nın rezervlerinin borç ödeyebilecek durumda olmadığını bilen alacaklılar şaşırmış. Borçlarını nasıl ödeyeceğini sormuşlar. Hoca anlatmaya başlamış: “Şimdi biz faizi indireceğiz, faiz inince dolar yükselecek. Dolar yükselince ihracatımız artacak. İhracat artınca ülkeye döviz girişi olacak. Giren dövizleri toplayıp size borçlarımızı ödeyeceğiz.” 

Alacaklılar gülmüş bu senaryoya. Hoca da “sizi gidi köftehorlar” demiş, “peşin paranın kokusunu aldınız, gülersiniz tabi...”

Ters yön

Yeni teslim aldığı eşekonomiye ters binen ve ters yönde ilerleyen Nu$reddin Hoca, trafikte seyrederken bir anons duyulmuş: “Dikkat, dikkat, ters yönde ilerleyen bir sürücü trafiği tehlikeye atmaktadır”

Karşıdan gelen araçlara bakarak iç geçiren Nu$redddin Hoca kendi kendine söylenmiş: “Ne bir sürücüsü, hepsi ters gidiyor hepsi...”

El elin parasını halay çeke çeke dağıtırmış

Nu$reddin Hoca, bir yandan çevresindekilere fütursuzca para dağıtırken, bir yandan da halay çekiyormuş. Tanıdıkları Nu$reddin Hoca’ya sormuşlar: “Para dağıtırken nasıl halay çekebiliyorsun?” Hoca cevap vermiş: “El elin parasını halay çeke çeke dağıtırmış...”

Tam da açlığa alışmıştı

Yokluk ve kuraklık zamanlarının birinde Nu$reddin Hoca, eşeği Kurakçan’a verecek yem bulmakta zorlandığı için çareyi yemi günden güne azaltmakta bulmuş. Her gün, bir önceki gün verdiği yemin yarısını koyuyormuş yemliğe. Gün geçtikçe takatten düşen Kurakaçan, kesintilere dayanamayarak ölmüş. Kurakaçan’ın öldüğünü gören Nu$reddin Hoca: “Tüh, tam da açlığa alışmıştı... ”

Ciğerezerv buradaysa kedolar nerede?

Pazarda dolaşırken Nu$redin Hoca’nın ciğerezerv çekmiş. Cebindeki swaplarla bir ciğerezerv alıp merkeze götürmüş ve akşama pişirmelerini istemiş. Akşam olup merkeze geldiğinde, ciğerezervi kedoların yediğini söylemişler. Hemen kedoları alıp tartan Nu$reddin yapıştırmış cevabı: “Ciğerezerv buradaysa, kedolar nerede?”

Bizim çocuklardan birinin anası ağlayacak 

Her biri farklı şehirlerde yaşayan evlâtlarını ziyarete giden Nu$reddin Hoca, önce büyük oğluna uğramış. İşlerin nasıl gittiğini sorunca büyük oğlu “bütün beklentimi ithalatla yapacağım işe bağladım, kur düşmezse anam ağlayacak” demiş. Ertesi gün, küçük oğlunun yanına gitmiş ve ona da işlerin nasıl gittiğini sormuş. O da “bütün paramı, yapmayı planladığım ihracat için harcadım. Kur yükselmezse anam ağlayacak” demiş. 

Eve morali bozuk bir halde dönmüş. Hanımı onu görünce suratının neden asık olduğunu sormuş. Hoca: “Benimki önemli değil, asıl sen kendini düşün. Kur yükselse de, düşse de bizim çocuklardan birinin anası ağlayacak.”

Aklın varsa swapa koş swapa!

Günün birinde Nu$reddin Hoca, merkezi ile birlikte odun kesmeye gitmiş. Kur’u ve gevremiş odunları kesmiş ve merkezin sırtına yüklemiş. Yolda giderken, aklına odunların tutuşup tutuşmayacağı takılmış. Küçük dallardan birini tutuşturmayı denemiş. Başlangıçta, çıtır çıtır yanan odunların sesi ve kokusu ikisinin de hoşuna gitmiş. Lâkin, kısa süre içinde kur’u odunların tamamı ve merkezin semerezervi yanmaya başlayınca merkez hoplayıp zıplamaya başlamış. Bu duruma içi yanan Nu$reddin Hoca merkezine: “Merkezim, aklın varsa swapa koş swapa... yoksa halin duman!”

Link: https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/nu-reddin-hoca-fikralari_557336

Kur-telaş Savaşı

 

Kur-telaş Savaşı
Kur-telaş Savaşı İbrahim Özdabak Karikatürü

Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu toplantısıyla aldığı politika faizi kararı sonrası, TL’deki değer kaybı rekor kırdı. 2021 yılı başından beri, dünyanın en çok değer kaybeden para birimi olarak zirveye yerleşti. Arjantin, Şili ve Kolombiya pesolarına bile pes dedirttik, onlar bizden daha az değer kaybetti.

Bütün para birimleri karşısında değer kaybetsek de en çok adından söz ettiren dolar. İthalatın büyük kısmı dolar ile gerçekleştiriliyor. Devlet, yap-işlet-devret modeli ile verdiği ihalelerde fiyatlamayı dolar cinsinden yapıyor. 15-20 yıl sürecek geçiş-kullanım garantisi verirken dolar üzerinden ödeme yapmayı taahhüt ediyor. Yurt-içi borçlanmalarda bile dolar kuru kullanılıyor. Mazotu, gübreyi, tohumu, ilacı dolar ile alınca, kur artarsa ülkede ekmek dahil her şeyin fiyatı otomatik olarak fırlıyor. Kur, kısa sürede bir yukarı, bir aşağı gidip geldiğinde ise kimse önünü göremez, fiyat biçemez. Pek çok şeyin satışı durur.

Ülkede yaşayan herkesi doğrudan ilgilendiren kur dalgalanmasını iktidar nasıl açıklıyor? Önce, acı reçeteden bahsettiler. Almanların kıskandığı ekonomimiz şahlanadururken, nereden çıkmıştı ki acı reçete ihtiyacı?

Sonra, ekonomide bir şey denediklerini ifade ettiler. Yahu, bütün dünyanın bildiği, denenmiş bütün yolları bitirdiler de sıra yeni şeyler denemeye mi geldi? Bu deneme ihtiyacı nereden hasıl oldu? Küçük bir yazılım bile geliştirilirken farklı aşamalarda farklı testleri (fonksiyonalite, güvenlik, performans gibi) yapılır. Küçük bir kullanıcı grubu tarafından denenir. Bütün testleri başarıyla geçen geliştirme canlı ortama alınır. Bunlar, doğrudan canlı ortama müdahale ediyorlar. Küçük bir ülke, ne bileyim derebeylik falan bulup önce orada deneselerdi keşke.

Çok geçmedi, birileri çıkıp dolardaki dalgalanmaların sebebini dış güçlere bağladı. Ezanlar susmayacak ve biz boyun eğmeyecektik. Gerekirse soğan yiyecektik, etleri iki kilo değil de yarım kilo alacaktık hatta gramla alacaktık. Domatesleri iki üç tane alsak bile yeterdi ki, mevsiminde değilsek neden domates alalımdı? Hem, zaten çok yemek sağlığa zararlı olduğu gibi sünnete de uygun değildi. Ekonomik kurtuluş savaşı veriyorduk.

Allah Allah, her günümüz bir öncekinden daha iyi giderken nasıl ekonomik savaşa girdik, saldıran kim, ne yapıyor ve neden karşı koyamıyoruz? Dış güçler bütün ihale ve borçlanmaları dolarla mı yapın diyor? Büyük ve kan emici ihalelerde tahkim olarak Londra Mahkemelerini mi gösteriyor? Söz dinlemiyor diye Merkez Bankası başkanını ve ekonomi bakanlarını dış güçler mi keyfi olarak değiştirip piyasalardaki güveni yok ediyor? Suçları bile tam söylenmeden iş adamlarını, siyasetçileri ve gazetecileri dış mihraklar mı hapislerde tutuyor? Limanlara, otellere, köfteci ve kebapçılara mafyaların çökmesi, insanların mal ve can güvenlikleri olmadan korku içinde yaşaması hangi ülkenin suçu acaba?

Acı reçete ve deneme ifadelerinden anlıyoruz ki, iktidar bir kur dalgasının geleceğini bilerek hareket ediyordu. Zira ekonomi bakan yardımcısı, “yüksek kur ve düşük faiz bizim hep istediğimiz şeydi” dedi. 

Kısaca diyorlar ki, bizim birbiriyle alakasız cevaplarımız var, herbiri farklı bir kesime hitap ediyor. Hepsini aynı anda söylüyoruz, siz istediğiniz cevabı alın:

1.       1. İyileşmek için acı reçete alıyoruz. Takdir-i ilahi, biraz zorluk çekeceğiz

2.       2. Bizim hiç suçumuz yok, hep dış güçlerin saldırısı

3.       3. Merak etmeyin, ne yapıyorsak kontrollü yapıyoruz, ne yaptığımızı biliyoruz

O zaman soralım:

  • Kuru sabitlemek için 128 milyar dolar neden satıldı?
  • Kuru yükseltmek iyi ve programlı bir şeyse, bunca yıl bizi bundan neden mahrum bıraktınız?
  • 20 yılda, faizin çok düşük olduğu yıllarda neden onu sıfırlamak için uğraşmadınız, o zaman daha kolay olmaz mıydı?
  • Kuru yükseltmek dış güçlerin oyunu ise düşük seyrettiği yıllar boyunca dış güçlerin yapmanızı istediği şeyleri mi yaptınız?
  • Kur gevşemesi dış güçlere boyun eğdiğimiz anlamına mı gelecek?

Görünen şu: israf, işbilmezlik ve suistimal ile kötü yönetilen bir ekonomi var. Satılabilecek şeyler satıldı, rezervler tükendi. Güven vermediğimiz yabancı sermayeyi kaçırdık ve bize borç verecek ülke bulmakta zorlanıyoruz. Kur, enflasyon, işsizlik ve borç yangınlarını seyrediyoruz ve müdahale edebileceğimiz bir araç kalmadı. Kurtuluş savaşı yok, piyasalarda “kur-telaş savaşı” var.

Fiyakamızdan da taviz vermek istemiyoruz, o yüzden “düştük ama biz zaten inecektik...”

Link:  https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/kur-telas-savasi_553922

Öne Çıkan Yayın

“Özeleştirme” İdaresi Başkanlığı

Yiğit Özgür Karikatürü   İktidar partisine oy verdiğini bildiğimiz hayali bir dostla seçim öncesi yapılmış bir muhavere: Ülkenin gidiş...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: