Bu Blogda Ara

Arşiv

Tez-ek

Tez-ek
Boğaziçi Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’de 2007-2016 yılları arasında yazılmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin % 34’ünde intihal tesbit edilmiş.
Yani her üç tezden birinde referans gösterilmeden başka kaynaklardaki bilgiler kullanılarak bilgi hırsızlığı yapılmış.

İstibdat rejimlerine özgü olan, liyakat ölçüsü yerine siyaseten yakınlık veya akrabalık bağları gözetilerek kadrolaşmanın akademik hayattaki tezahürü bu olsa gerek. Son dönemlerde neredeyse her alanda bu neviden uygulamalar görünüyor. Hatırlarsanız, yakın zamanda Denizli Pamukkale Üniversitesi rektörü, eşi de dahil olmak üzere pek çok yakınını yönettiği üniversitenin kadrolarına yerleştirmiş, “eşim olduğu için değil, yetkin olduğu için atadım” demişti. Kendisine twitter üzerinden şunu sormuştum: “Hocam, eşin yetkin olduğu için mi atadın yoksa atama yetkin olduğu için mi eşini atadın?”

Yapılan intihal araştırması 2016’ya kadarki çalışmaları kapsıyor. OHAL ile birlikte gelen KHK dalgalarıyla meslekten ihraç edilen, tutuklanan akademisyenlerin oluşturduğu boşluğu doldurmakta yapılacak “int-i OHAL” sayısını şimdiden kestirmek mümkün değil.

Bir intihal sebebi daha var, o da askerden yırtmak mı dersin. Bir ömre, “bedelli çıkacak” diye sığdırılmak istenen azamî akademik çalışma, ihtiyaçtan ve istekten kaynaklanmayınca kişileri böyle yöntemlere itiyor olabilir. Bilgisayar başında bir gün Musul’a bir gün Şam’a giren bazı bordo klâvyelilerin askerden kaçmak için (yüksek lisans programlarının) tezsizlerini kapattıklarını biliyoruz. Askerden kaçmak maksatlı yapılan akademik çalışmada özgün ve yenilikçi tezler beklemek abes olur.

Akademik tez üretemiyoruz, ama adalet yürüyüşlerine tezek döküyoruz. Hatemi İbrahim Bey’den ilhamla “Erişir menzil-i maksuduna aheste de olsa yürüyen, tezek-reftar olanın payine damen dolaşır” diyelim biz de. Aslında “paylerine damen” dolaştığı için belki de “tezek-reftar” oldular. Tezek işi kendilerini sıkıntıya sokacak olursa hemen bunu yapanları satışa getirip “Dışkıvvetlerin parmağı var mı bu tezek işinde, araştırılması lâzım” diyebilirler.

Fatih Belediyesi’nin kendi sayfasında şu cümlelerle duyurduğu şu habere ne demeli? “Girişimci Dr. Arif Okudum’un Fatih Belediyesi Yenilikçi Projeleri Geliştirme Merkezi’ne yaptığı başvuruyla hayata geçirilen Disksiz Bilgisayar Sistemleri Projesi (DİSKNET) ile tek bir server üzerinden yüzlerce bilgisayar yönetilebilecek. TÜBİTAK Marmara Teknokent Enstitüsü ile yürürlüğe giren milyon dolarlık proje kapsamında Millî Eğitim, Sağlık Bakanlığı disksiz bilgisayarlarla donatılacak.” Haberin “bir intihal daha var” dedirten kısmı, akademisyen olan proje sahibinin, bir bilgisayar oyunundaki simülasyonları “teröristlere karşı yapılan operasyonun görüntüleri” olarak lanse eden bir haber kanalında bunu “kendi icadı” olarak sunmasıdır. Halbuki bu şekilde çalışan sistemler 1980’li yıllardan beri bilinmekte ve kullanılmaktadır.

Tübitak desteğini nasıl almış olabileceğini düşünürken aklıma şöyle bir konuşma geldi:

– Sayın Tübitak, bir client bilgisayar projemiz vardı bizim, destek verebilir misiniz? Fatih Belediyesi Başkanımızın da selâmı var bu arada…
+Tamam, bakalım. Ama “namaz kılaynt” bilgisayar olarak geliştirin bunu.
-İnşallah efendim, zaten bunlar dünyanın online “updates” alan ilk bilgisayarı olacak. Hafıza olarak RAM değil, “RAM-azan” kullanılıyor, o da bizim icadımız. Ethernet kartları yerine de “mehternet” kartını geliştirdik. Sisteme bağlantı gerçekleşir gerçekleşmez, veriyor mehteri.
+Nasıl çalışıyo sistem?
– Şöyle efendim, bir adet server-i ser bir bilgisayarımız var. Aslında onu da millîleştirdik, yeni dönem başkanlık sistemimizle uyumlu olarak artık yerli ürünlerimize “bilgisaray” diyoruz. Dünya lideri ülke olarak bize de bu yakışır. Almanların bunu da kıskanacağını biliyoruz. Cemaatle kılınan bir namaz gibi düşünün; bir imam var, onun arkasında cemaat. İmam Fatiha okuduğu için cemaatin okumasına gerek kalmıyor. Cemaat sadece “amin” diyor. Kılaynt bilgisaraylarımız da mehternet kartları sayesinde bağlandıkları server-i ser bilgisarayına tabi oluyorlar.
+Maşallah kardeş, maşallah…
Ne dersiniz, “Papaz eriğini imam eriğine çevirme projesi”ne destek veren bir kurum için çok mu hayali bir konuşma oldu acaba?
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/tez-ek_436909

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız denetlendikten sonra uygun görülürse yayınlanacaktır. Genel ahlâka mugayir ifadeler, hakaretler veya spam türündeki muhtevaya sahip yorumlar, takdir edersiniz ki, yayınlanmayacaktır. Onun haricinde her türlü yorum yapabilirsiniz, yapınız hatta...

Öne Çıkan Yayın

Sayı-sallama

Günümüz modern matematiğine gelen yolun, çakıl taşları ile yapılan hesaplamalarla başladığı söylenir. Tabiî en eski zamanları düşünürsek...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...