Bu Blogda Ara

Arşiv

ihale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ihale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Milletvekillerinin Anlatmadığı Ekonomi

 

Milletvekillerinin anlatmadığı ekonomi
Milletvekillerinin anlatmadığı ekonomi

Partisinin milletvekilleriyle görüşürken, ekonomik gidişatla ilgili artan eleştiriler hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bugüne kadar vatandaşımızı bu yük altında ezdirmemek için çok şey yaptık, ama biz yaptıklarımızı sahada gerektiği kadar satmıyoruz, halka anlatmıyoruz. Neyi, nasıl yaptığımızı anlatalım; anlatalım ki elimiz daha güçlü olsun” dedi.

Aslında, ekonomide neyi nasıl yaptıklarını bilen ve anlatan kişiler var, ama geleneksel medyada kendilerine yer bulamıyorlar, bulanların da imkânları kısıtlı. Sesleri de fazla çıkmıyor haliyle, alternatif mecraları kullanıyorlar. 

Erdoğan her ne kadar “satamıyoruz” dese de, iktidar sahiplerinin şu ana kadar en çok yapabildiği şeylerden biri satmak olmuş. Fabrikalar, madenler, limanlar... aklınıza ne gelirse artık! 

Zamanında 40 milyar dolar değer biçilen telekom şirketi 6,5 milyar dolara satıldı. Alanlar, kasasındaki paraları ve yıllık kârları ceplerine aktardı, yeni yatırım yapmayı bırakın, bakır kablolarını bile satarak kurumu borçlu hale getirdi. Bankalardan aldığı krediyi de ödeyemeyip gitti. Geriye, piyasa değeri 3 milyar dolar civarlarına düşmüş bir enkaz bıraktı. 

5 milyon liraya satılan kâğıt fabrikası kapatıldı. Alanlar, içerisindeki makineleri 11 milyon liraya satmışlar. Yıkılan fabrikanın arazisini de TOKİ 60 milyon liraya almış, konut yapmak için. 

Dışarıdan bol ve ucuz dövizin geldiği yıllar oldu, ama gelen para inşaat ve beton işlerine harcandı. İhale kanununda yüzlerce kez değişiklik yapıldı, ihalelerin kendilerine yakın firmalara gitmesi için her şey yapıldı. Bütün dünyada, en çok kamu ihalesi alan on firmanın beşi bu topraklardan çıktı. Çoğu ihaleyi alanlar, ihale için gerekli finansmanı sağlamak için hazinenin kefil olduğu krediler aldılar. Bir birim maliyetli iş on birim fiyatla ihale edildi, 25-30 yıl boyunca işleyecek kullanım bedelleri Hazine tarafından garanti edildi. Krediyi veren veya ona kefil olan devlet, garanti ödemelerine maruz kalan devlet, ama sorarsanız “kasadan tek kuruş ödemeden” özel şirketlere yaptırıldı. 

Kütahya Zafer Havaalanı için yıllık 1 milyonun üzerinde yolcu garantisine ulaşılmış (kademeli bir şekilde daima garanti sayısı artıyor) ama geçen yıl havalimanını kullanan yolcu sayısı binlerde kalmış. 

Onlar da, Nemrud ateşini söndürmeye koşan karınca misali, “en azından safımız belli olsun” demişlerdir her halde...

KÖİ (Kamu-Özel İşbirliği) denilen modelle yapılan projelerde borçlar da, kullanım bedelleri de dolarla belirleniyor. Yıllık olarak dolar enflasyonunun üzerine kur farkları hesaplanarak vatandaşa çıkan maliyet “güncelleniyor”.

Milyonlarca dolar değerinde vergi borçları bir kalemde silinen firmalar mı dersiniz, kesinleştikten sonra, yapılacak işleri veya maliyetleri alan lehine değiştirilmiş ihaleler mi... Karar Gazetesi ekonomi yazarlarından İbrahim Kahveci, projenin başında açıklanan maliyetle, yapımı bittikten sonra açılışında açıklanan maliyetler arasında fahiş farkların olduğu ihaleleri yazıp duruyor, işletme süresi sessiz sedasız 5 yıl daha uzatılan köprüleri de...

İthalatın önü açıldı, “paramız var ki alıyoruz” dendi. Yerli üreticinin 2300 liraya sattığı buğdaya 6200 lira verip ithal ettiler. Venezulla’dan peynir ithalatının önünü açtılar. Mercimek yetiştirmek için tohumu bizden alan Kanada, bize mercimek satmaya başladı. Buğday ve ayçiçeğini Rusya ve Ukrayna’dan milyon tonlarca ithal ediyoruz. Suyu, elektriği, mazotu, gübresi ve tohumu ithal eden/dolara endeksli kullanan çiftçi iflâsa sürüklendi.

Ne yaptılarsa artık, evlerinde günde beş defa çay demleyen vatandaşların olduğu ülkede, çay kurumu zarar ediyor. Şeker fabrikaları satıldı, satılanlardan kapatılanlar oldu. 

Doları kontrol altında tutuyoruz demek için 128 milyar dolar yakıldı, sonuçta doları tutmak mümkün olmadı. Çin işi, Japon işi bir şeyler deneyeceğiz dediler, faizi indireceğiz dediler, kuru bilerek yükselteceğiz bizim model böyle dediler. İndirdikleri tek faiz, bütün faizleri yükseltti, dövizler fırladı, enflasyon uçtu.

Kerameti kendinden, kur azameti vatandaşın vergisinden menkul olan kur korumalı bir mevduat sistemi getirdiler. Konu komşuya dert oldu, kur korumalı sistemin kerameti. Savaşın da etkisiyle artan kurları baskılamak için yaktıkça yakıyorlar rezervleri şimdi de. 

Meğerse bütün keramet, rezervdeymiş be Nebat...

Tek zamla elektrik faturaları iki buçuk katına çıktı, bir senede mazot fiyatı 3 katını geçti, vatandaşla dalga geçer gibi, bir de demezler mi en düşük benzin ve mazotun satın alınabildiği ülke Türkiye diye...

Erdoğan haklı, bu milletvekilleri, ekonomide neyi nasıl yaptıklarını anlatmıyor...

Link: https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/milletvekillerinin-anlatmadigi-ekonomi_559888

Yokçular Vakfı


Yokçular Vakfı

-Merhaba, biz ihale için gelmiştik...
+Peki... Tecrübeniz var mı?
-Yok.
+Liyakat var mı?
-Yok.
+Paranız var mı?
-Yok ama para mühim değil, bankalardan alırız...
+Bankalara gösterecek teminatınız var mı?
-Yok. Sen söyle hele, bu ihaleyi aldığımızı duyan bize para vermez mi? Bak sana bir fıkra anlatayım:
Baba: Benim seçtiğim bir kızla evlenmeni istiyorum.
Oğul: Hayır!
Baba: Kız Bill Gates’in kızı.
Oğul: O zaman tamam.

Baba Bill Gatese gider:
Baba: Kızını oğlumla evlendirmek istiyorum.
Bill Gates: Hayır.
Baba: Ama oğlum Dünya Bankasının CEOsu
Bill Gates: O zaman tamam.

Baba Dünya Bankasının başkanına gider:
Baba: Oğlumu CEO yap!
Başkan: Hayır.
Baba: Ama oğlum Bill Gatesin damadı.
Başkan: O zaman tamam.

+Birader, neyi sorsak cevabınız “yok”... Nereden gelmiştiniz pardon?
-Yokçular Vakfı’ndan. Bir tane “var”ımız var, o da her şeye yetiyor. Bil bakalım, kimin selamı var?
+Aman efendim, baştan söyleseydiniz ya... Onun selamı emirdir, emir demiri de, demir yollarını da keser. Bu arada ihaleye giren başka biri de var...
-O kim ya...

Yokçu şahıs “o kim ya” deyince aklıma geldi: Yukarıdaki diyalog temsilidir ve günümüzde çoğu ihalede görebileceğimiz periyodik bir tablodur. Evet, kimya tutmazsa ihale vermiyorlar. Kimya neden önemli mi dediniz? Lisedeyken, kimya dersinde periyodik tablonun 1A gurubu elementlerini hatırlamak için, elementlerin simgeleri ile başlayan kelimelerle şöyle bir cümleyi hafızamıza almıştık: “Haydarpaşa Lisesi Nankör Kimyacısı Rabia’nın Cesedini Fırlattı” (H, Li, Na, K, Rb, Cs, Fr) 1A grubu elementlerinin özelliklerine ve kullanım alanlarına bakarsak: 

  • Yoğunlukları ve erime noktaları çok düşüktür.

  • Bileşikleri (p)iyoniktir.

  • Değerlik elektron sayıları 1’dir, değerlik tabakalarındaki bir elektronu kolayca verebilirler ve kuvvetli “indirgen”dirler.

  • ReAKsiyona çok kolay girebildiklerinden, tabiatta genelde serbest halde bulunmazlar, tuzlu ihalelerde-afedersiniz- bileşiklerde yer alırlar (misal: NaCl, sofra tuzu).

  • Soydum –afedersiniz- Sodyum (Na) metalinin buharı bazı ampüllerde kullanılır.

Kimyası tutan ihaleyi 1A’lır ki sormayın...

Çevre Hassasiyeti

BM toplantılarında söylediği sözlerden çok birilerinin maşası olmakla suçlanan ve neredeyse “persona non grata” ilan edilen Greta Thunberg iklim ve çevre ile ilgili konularda dünyanın dikkatini çekmeye çalıştı. Hamdolsun, çevre konusunda çok hassas olan bir hükümetimiz var. O yüzden içim rahat. Çevre deyip geçmeyin, çevresi iyi olan adam çok iyi yaşar. Misal; kaç tane kurumdan maaş tut? Altı maaş üstü bulut, 250 bin lirayla derdi unut, çevre ne güzel ne güzel...

Öne Çıkan Yayın

Yine Bir Tasarruf...

İbrahim Özdabak Karikatürü Kaçıncısı olduğunu bilmediğimiz bir “kamuda tasarruf paketi” daha törenlerle hizmete girdi. Önceki paketler ne ...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: