Bu Blogda Ara

Arşiv

elon musk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elon musk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Feza NASA’lı

 

Bir Feza NASA'lı
Sefer Selvi Karikatürü


Evvel uzay-zaman içinde, kuantum mekaniği ile Samanyolu Galaksisi içinde, kediler Schrödinger kutularında meraktan ölür iken, hadronlar çarpışır iken... Pireler, birden bire, şimdi size saçma gelebilir ama ileride bir emeklilik fırsatı çıkabilir diye erkenden sigorta başlatmak için saç kesim eğitimi alıp berber olma yolunda ilerler iken, kadeveli fiyatları marketlerde tellallar değil hoparlörler çığırır iken, yapay zekâlar ortalıkta cirit atar iken, el elalemin uzay mekiğinde tıngır mıngır sallanır iken...

Memleketin birinde, vakit seçimlere yaklaşırken, o güne kadar yapılmamış bir işi başararak rakiplerine fark atmak isteyen birilerinin aklına fezaya çıkma fikri gelmiş. Hitaplarında dünyaya sert çıkışları ile bilinen bu birileri, “Aya önce sert iniş yapalım, ağırlığımızı hissettirelim, sonraki yıllarda yumuşak yumuşak ineriz” demiş ama o işlerin öyle kağıt üstünde planlandığı gibi kolay olmadığı hemen anlaşılmış. Bunlar, ileri seviyede teknik ve beceri isteyen projeler olduğu kadar maliyetleri de çıkılmak istenen yer kadar yüksekmiş.

“Ne yapalım, bir kere söylemiş bulunduk, ne yapıp edip o fezaya çıkmalıyız” demiş birisi. “Ay olması şart değil canım... En az 400 km yükseklikte yörüngede bir yer verin, huzur içinde bu iş çözülsün” diye de NASA’ya seslenmiş. Fezaya çıkmanın çarelerini düşünüp dururlarken, Musk’aları ile bilinen bir sihirbaz çıkagelmiş. “Siz bana bir gökkedisi verin, sihirli dokunuşumla onu bir fezaiye çevirir, kendisine roket ve kıyafet uydurur, fezaya bir şekilde onu gönderirim, siz yeter ki paradan haber verin hacı...” demiş. Teklif hoşlarına gitmiş gitmesine de “İyi de, kendi roketimizle, kendi imkânımızla çıkmadığımızda tepki görmez miyiz?” diye tereddütleri yok değilmiş hani. “İlahi, dert ettiğiniz şeye bak” demiş eli Musk’alı adam, “NASA var ya NASA, onun bile roketi yok, sana bana ne oluyor?”

Bayılmışlar milyonlarca akçeyi Musk’alıya. Kocaman bir balkabağını uzay mekiğine dönüştürmüş. Gökkedisi de, kafasında camdan bir fanus olan ışıltılı bir uzay kıyafeti olan astronot olmuş. “Ancaaak...” demiş Musk’alı, “Deney saati 13.00’ı gösterdiği anda sihir biter, adamınız yeryüzüne iner” Havası olmayan uzaya havalı gidiş için değer, vatandaşı sevindirmeye yeter diye düşünüp tamam demişler.  

Ülke olarak başlamışlar davullu zurnalı kutlamalara, halayları çekmişler. Gazeteler “Uzayı fethediyoruz”, “Ay akını başlıyor, ayağını denk al NASA!”, “Ayağına meteor taşı değmesin” manşetleriyle çıkmış. Roket aya kadar gitmese de “Kamer-a Haber” diye bir televizyon kanalı açmışlar. Günün 24 saati boyunca uzay seyahati ile ilgili yayın yapılıyormuş. Roketteki en uzun boylu astronot kim, cam kenarına kim oturdu gibi fevkalade ilmî tafsilat verilip seyircilerin feyiz alması sağlanıyormuş. Dövizle birlikte yükselen borcu arşa dayanan vatandaş da en çok astronotların yükselen burçlarını merak etmekteymiş zaten.  

Kamyon arkası yazıları gibi, roketin arkasına yazılacak yazılar için seyircilerden gelecek en iyi yazıların seçileceği ve kazananın hediye ile ödüllendirileceği yarışmalar da düzenlenmiş.  Birinciliği, “Yaklaşma UFO’lursun, geçme pişman olursun” gibi dosta güven, UFO’lara korku veren bir sloganın sahibine vermişler.

Bu seyahat için harcanan paraya yazık değil mi, bize ne kazandırdı diye soran kişilere hain, terörist, dış mihrakların maşası demiş ve susturmuşlar.

Onlar ermiş muradına, bizler inanalım propagandanın kerametine....

Link: https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/bir-feza-nasa-li_593534

İlan’lan Sohbet

İlan’lan Sohbet

 

Herkesin görüşmek için sıraya girdiği İlan Mask ile sizin için sohbet ettik:

-Hoşgeldin İlan... Ne o, elinde çocukla gelmişsin, annesi nerede çocuğun?

Hoşbulduk, bir çocuk bakım şirketini yeni satın alıp bütün bakıcılarını kovdum. Şirket hisselerini şişirmişem, annesini San Francisco’ya göndermişem. Elimde lavabo taşıyla da gelebilirdim, yapmadığım şey değil. Merak etmeyin, sadece çocuk beziyle geldim buraya.

-Maşallah, yatırım işlerinden, ekonomiden iyi anlıyorsun. Ben de ekonomist sayılırım. Bizim memlekete de bekleriz, bir fabrika açarsın artık. Teşvik-meşvik ayarlarız sana.

“Tatlı söz İlan’ı deliğinden çıkarır” diye bir sözünüz olduğunu duymuştum. Siz çocukları etkilemeyi çok iyi bilirsiniz. Araba fabrikası ile Starlink yatırımı yaparız size, olur bir Tesla iki kuş...

-Kuş demişken, ne iyi ettin de Twitter’i satın aldın... Seninle iyi anlaşıyoruz, yabancıya gitmemiş oldu.

Platformun adı Twitter idi, kimi “tweet” atmak diyordu, kimi “tivit”. Aklından geçen düşüncelerin üçte birini yazabilen kişiler de “TÜvİK” atıyordu. Artık karmaşa sona erdi. Siz de ebabil ve pelikan sürülerinize yeni isimler bulsanız iyi olur. Kuşlara alerjim var, arada kaynayıp giderler, yazık olur. Platformun yeni ismini beğenmemiş kullanıcılar olabilir, şirketi satın aldıktan sonra istersem içeride at da koşturabilirdim. Nitekim, sosyal bir mecra iken, “doge”leri ve coin”leri otlattığım sosyal bir mera haline getirdim. Herkes kuzu kuzu kullanıyor şimdi.

-Nasıl, iyi para kazanabiliyor musun bari?

Ne gezer abi... Günden güne zarar ediyoruz X’te. Bir plan düşüneceğiz artık.

-Bir tivitten kaç para kazanıyorsun mesela?

Atılan postlardan bir şey kazanmıyoruz. Sadece reklam gelirleri var.

-Daha acil bir plan mümkün. Bak şuraya yazıyorum, hemen oku: Her bir tivitten para alabilirsin. Hatta daha güzeli, ücret garantili tivit abonelği yaparsın. Günlük 10 tivit geçişi garanti dersin. Kullanıcı tivitleri atsa da, atmasa da alırsın paranı. Reklamlar da cabası. 20 yıl boyunca da çıkamasın kimse üyelikten, çıkmak isteyeni gönder Londra mahkemelerine, paraya para demezsin vallahi...

Güzel fikirmiş, hemen değerlendirelim. Oturduğu yerden bedava tivit atma devrinin bittiğini açıklayacağım. Benim yeni bir projem daha vardı, adı Neuralink. Beyinlere implant yerleştirip veri aktarımı yapabiliyoruz.

-Uzaktan kontrol etme de var mı işin içinde?

Olmaz olur mu...

-Yahu, tam da bizim aradığımız çalışma. O implantlardan bize de gönder. Yerli ve milli görüşlü gençlerimizin kafasına üç tane çivi çakmakla meşhuruz ama gerçek çivi kullanmamıştık şimdiye kadar.

İnsanlarda denemek için yeni izin aldık ama şimdilik sadece felçli hastalar üzerinde deneyebileceğiz.

-Felçi insandan çok ne var ülkemizde: Ekonomi, adalet, eğitim, dış politika... Aklına ne gelirse hepsi felç. “Alnımızda çiplerden bir çelenk, Neuralink’e can atan Türk genciyiz...” diye marşını da yaptık mı tamamdır.

İsmini de “Nura Link” diye değiştirebilirsiniz. Sizin memleketin insanı böyle şeyleri sever. Neyse, bana müsaade... “Neden Yahu” bekliyor beni, ona da sözüm var. Haydi hoşçakalın...

Link: https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/ilan-lan-sohbet_587908

Twitter Dosyaları

Twitter Dosyaları

 

Dünyanın en zengin adamlarından biri olan Elon Musk yakın zamanlarda Twitter’i satın aldı. Satın alma sürecinde “bugün alıyorum, yok yok vazgeçtim” gibisinden bir çok zikzak çizdi. Aldıktan sonra çalışanlarını kovma biçimiyle gündemden düşmedi. Twitter’i bir tramvay gibi kullanıp kripto paralarda istediği durağa gelince iner mi bilemeyiz ama “tech” adam olma yolunda ilerliyor.

Daha önce, tanınmış, orijinal ve aktif hesaplara verilen mavi tik, herkesin alamadığı, sahiplerine bir bakıma prestij katan ve ücretsiz bir uygulamaydı. Elon’ın gelişiyle birlikte Twitter, aylık 8 dolarlık ücretini veren hekese “mavi satan” bir platform oldu. Adeta “mavilim, mavişelim, twitter’da buluşalım mavilim” türküsü eşliğinde satılan mavi tikler, bir anda skandallara sebep oldu. Dünyaca ünlü silah şirketlerinden birinin hesabını taklit eden birileri, ABD, S. Arabistan ve İsrail’e silah satışının durdurulduğu tweetini attı. Bir başkası, ilaç şirketlerinden biriymiş gibi davranıp insülin ilaçlarının bedava verileceğini duyurdu. Mavi tik sahibi bu taklit hesaplar yüzünden, gerçek şirketlerin borsa hisselerinde ani düşüşler meydana geldi, bu da milyonlarca dolar zarar anlamına geliyor.

Tek adam olma, kafasına uymayan herkesi uçurma, paraya çevrilebilecek her şeyi satma gibi yöntemler tanıdık geldiyse, sizi asla şaşırtmayacak bir hamle daha söyleyeyim: Eski twitter yönetiminin bot hesapları içeriye doldurduğundan şikayet etti! Bir adım daha ileri gitti ve bazı gazetecilerle “Twitter Files” (Twitter dosyaları) ismini verdiği dosyaları paylaştı. Bu dosyalar, twitter içerisindeki yöneticilerin yazışmalarından oluşuyor. Hack usulü ile ele geçirilmiş Hunter Biden’ın (Joe Biden’in oğlu) bilgisayarı ile ilgili ifşa tweetlerini ve onları atan hesapları sessize almayı konuşuyorlar. Trump’ın Twitter ile kavgası malum, bazı tweetlerini siliyorlar ve en sonunda hesabını kapatıyorlar. Musk, kendince Demokrat Parti Twitter sayesinde seçimi kazandı demeye getiriyor.

Twitter dosyaları ile daha başka neler ortaya çıkacak, ileride göreceğiz. 2016 ABD başkanlık seçimlerinde, 87 milyon kişinin kişisel verilerinin, rızaları ve bilgileri olmadan Facebook tarafından Cambridge Analytica firmasına satıldığı, bu veriler kullanılarak kişilik analizi yapılan kullanıcıların siyasi temayüllerinin tespit edildiği hususu çok konuşulmuştu. Sahte haberler üretilmiş ve hedef olarak seçilen kullanıcıları en çok etkileyeceği düşünülen sahte haberler kişiye özel bir şekilde gösterilmişti. Bunun için Facebook (şimdiki adı Meta) firmasına 5 milyar dolar gibi rekor bir ceza kesilmişti. Sızdırılan veriler için Mark Zuckerberg, senatoda ifade de vermişti. Dava sürerken Facebook tarafı 725 milyon dolar vererek anlaşmayı kabul etti.

Bütün dünyada ve milyonlarca insan tarafından kullanılan uygulama, platform ve araçların güçlü devlet adamları ve kurumlarının baskısından, istihbarat örgütlerinin müdahalesinden etkilenmeyip tamamen hürriyetçi olduklarını ve demokratça hareket ettiklerini düşünmek naiflik olur. Hiçbiri olmasa bile, kötü niyetli kullanıcılar sistem açıklarını kullanarak buraları yalan yanlış bilgilerle doldurabilir. Google, son zamanlarda haber sitelerinin çöplüğü haline geldi. Arama sonuçlarında üst sıralarda çıkabilmek ve tık almak için saçma sapan metinler giriliyor. Mesela “AÖF sınav sonuçları açıklandı mı?” sorusunu arattınız, şöyle metinler görmeniz muhtemel:

“AÖF sınav sonuçları açıklandı mı sorusu, pek çok kişinin kafasına takılmış durumda. Acaba AÖF sonuçları ne zaman açıklanacak? Haber alır almaz sizinle paylaşacağız. AÖF sınav sonuçları açıklama linki için bizi takip edin”

Arama algoritmasının nasıl çalıştığını takip eden, bahis ya da yasadışı işler yapan veya zararlı yazılımlarını bulaştırmak isteyen korsanlar, arama yaptığınız metnin bir kısmını ihtiva eden sahte sonuçlarla görünebiliyorlar. Tıklamadan önce, adresi gözden geçirmenizde fayda var. Google bilerek mi bunlara fırsat veriyor, bunlardan haberi mi yok, bilmiyoruz. Ekrem İmamoğlu için “eski İstanbul belediye başkanı” sonucunu yazan arama motorunun listelediği sonuçları bir daha düşünmek gerek...

Link:  https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/twitter-dosyalari_575602

Marsiye

Marsiye
İbrahim Özdabak karikatürü


Marsiye:

Mars gezegeninden bahseden eserlerin içerisinde olduğu edebi bir türdür. Örnek vermek gerekirse:

“Bir kızıl goncaya benzer toprağın

Yaşanabilen ikinci gezegenisin sen uzayın

Kurulur üslere SpaceX rampaların

Kimbilir hangi yörüngede durağın

 

Hayat ihtimalini duyan, varsam sana der

Kimi ateş gibi yaktı atmosferin beni der

Kimi billur sularından söz eder

Kimbilir hangi yörüngedir durağın”

***

“Kızılcıklar oldu mu

Gezegene doldu mu

Gönderdiğim roketler

Yörüngene kondu mu

Mendili eline, mendil verdim Elon’e

Kara roket yolladım Mars gezegenine”

 

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

 


Öne Çıkan Yayın

Doktor Nasıl Kalsın?

  İbrahim Özdabak Karikatürü Önceki yazımızda hastaların MHRS üzerinden randevu alma sıkıntılarından bahsettik. Sistemin yapısında probl...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: