Bu Blogda Ara

Arşiv

mobil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mobil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

AKK STORE Hizm-App'leri

AKK STORE Hizm-App'leri
AKK STORE Hizm-App'leri

 

Lozandroid işletim sistemi gizli dosyalarının kalkmasıyla birlikte Mobiliye ülkesinde Yeni İOS’yılı ilan edildi. Mobiliye’nin yerli ve milli uygulama mağazası “AKK STORE”da sunulan bazı hizmet uygulamalarına (kısaca Hizm-App) bir göz atalım:

Götür: Çok özel bir mesajınızı göndermek istediğiniz biri mi var? İşaret çakın, hemen götürelim. Motosikletli, mobil ceza infaz timleri ile hizmetinizdeyiz. Temel hizmet paketimiz gasp, yaralama ve korkutma gibi basit mesajları kapsamaktadır. Diğer dünyaya kesin gidiş bileti almak istediğiniz kişiler varsa premium paketimiz olan MoBilet tam size göre! Kasklarında taşıdıkları aksiyon kameraları ile profesyonel ekibimiz size operasyonu canlı olarak izleme imkânı veriyor. Bitirici hamle için “İndir” butonuna basmanız yeterlidir, anında “indirirler”!

PudraSepeti: Beyaz renkli ve adını şimdi bu mecrada dillendirmek istemediğimiz birtakım maddelerle yakalananlar için geliştirilmiş bir hizmet. UltraPudra isimli en kapsamlı paketle (hizmet paketini kastediyoruz) yapılabilecekler: Adli makamlara ve basına, yakalanan maddenin pudra şekeri olduğu bildiriminin yapılması, araç varsa(ki lüks ve çakarlı arabası olmayanlara bu paketi satmıyoruz) aracın dışının “Ölümüne Reis!”, “Çilemse çekerim, pudramla şekerim” gibi yazılarla süslenmesi, namaz kılarken çekilmiş resimlerin sosyal medya hesaplarından paylaşılması ve bot hesaplarımızdan kişi için destekleyici gönderiler (“başaramayacaksınız, boyun eğdiremeyeceksiniz”, “ezanlar susmaz, bayraklar inmez” ve türlü türlü ikna edici sloganlar) atılması.

Dövtor: Neydi o, eskiden hastanelere gidip dünyanın sırasını beklerdiniz. Bırak doktor dövmeyi, doktoru göremeden bile eve geldiğiniz olurdu. Artık devir değişti. Sıra beklemeden, randevu bile almaya gerek kalmadan doktor dövebileceksiniz! Dövtor müşteri hizmetleri hattı size bir telefon kadar yakın. Arayın, adresinize gelip sizi acil servisine gitmeye yarayacak kadar dövelim ve en yakın hastanenin acil kapısında bırakalım. Canınız dayak istemiyorsa ya da doktor dövecek kadar güçlü değilseniz sadece doktorun adını verin, sizin yerinize onu biz dövelim!

Feyiz-book: Öğretmeninize hakaret etmek istiyorsunuz ama kelime dağarcığınız mı yetmiyor, üzülmeyin! Sizin için en anlamlı hakaret ve küfürleri derleyip paket olarak kullanımınıza sunuyoruz. Bizde lafı dolandırma yok, doğrudan kitabın ortasından konuşuyoruz. Hakaret edilmesini istediğiniz kişinin adını, yaşını, cinsiyetini ve iletişim bilgilerini gönderin yeter.

Not: Sülaleyi işe karıştırmak ekstra ücrete tabidir ve en fazla yedi cedde kadar genişletme yapılabilir.

İ-HaLe: Tanıdığınız etkili birileri yok diye kamu ihalesi alamıyorsanız üzülmeyin. Tamamı İHL mezunu ve alanında uzman kadromuzla biz yeteri kadar ihale alıyoruz. Bir taşeronumuz da neden siz olmayasınız? Ayrıntılı hizmet seçeneklerimizi öğrenmek için bize ulaşın. Selam ve dua ile...

Rüşweetter: Aşamadığınız bürokratik engeller mi var? İşlerinizi çabucak halletmek mi istiyorsunuz? Hemen hesap açıp bize hediye gönderiyorsunuz ve biz de işinizi çabucak hallettiriyoruz. Hediyelerimiz, tor-pille çalışan bütün kurum ve kuruluşlarla uyumludur, hepsinde geçer.

EşliPeçete: Yapmak istediğiniz işi, gönlünüzden geçen şekliyle peçeteye yazıp istek yolluyorsunuz, biz o isteğe uygun ihale açtırıyoruz. Paranız yoksa borç veriyoruz, bizim paramız yetmezse size kefil olup dışarıdan para buluyoruz. Aynı peçete ile vergi borçlarınızın üstünü de sildirebiliyorsunuz.

Not: Kaymak üstü kaymak tabakaya hitap eden bu hizmet için sınırlı bir kontenjan ayrılmıştır. 

Link:  https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/akk-store-hizm-app-leri_588772

 

 

4G ve AR-GE

1 Nisan 2016 itibarıyla 4G teknolojisinden biraz hallice olanına, 4.5G’ye geçiş yaptık.

Malum, geçen sene 4G ihalesi yapılmazdan hemen önce, memleketin enva-i çeşit dertleriyle muzdarip ve bütün fenlerde ihtisas sahibi haşmetli devletlülerimiz, iki sene daha 3G ile idare edip 5G’ye geçmenin daha uygun olacağını, aksi takdirde Türkiye’nin adeta 4G’li çöplük haline geleceğini söylediler.
Bu açıklamanın üzerine ihale ertelendi ve bir kaç ay sonra yapıldı. 5G için erken olduğu kesindi ama 4G’yi de aşmak gerekiyordu. “4G alalım ama biraz da suyundan koyun” denilerek adı hala tartışılan 4.5G ihalesi yapıldı. Neticede “4.5’tan 5” notlar almaya alışan vatandaş, bunu da yuvarlayacaktı.

Ülkemizde mobil teknolojilerin asli misyonu iletişim ihtiyacını karşılamak olmamıştır. Sinyalleri havada serbestçe dolaşan bu cihazları, sahipleri de etrafa “hava” atmak için kullanagelmiştir. 90’lı yıllarda cep telefonu taşımak pahalı bir işti. Tek satır ekranı olan, SMS gönderemeyen ama gönderilmiş SMS’lerden sadece sonuncusunu hafızasında tutabilen ve mesajın kimden geldiğini bile gösteremeyen, şarjı bittiğinde, pili telefondan çıkarılıp ayrı bir istasyona takılarak şarj edilebilen, kesintisiz erişim sağlamak için yedek batarya, şarj ünitesi ve onun devasa adaptörünü taşımak için orta halli bir sırt çantasının gerektiği cihazların satış fiyatı neydi biliyor musunuz? Tam 1500 dolar! Aksesuarları hariç tabii… Konuşma ücretlerinin yüksekliğinden hiç bahsetmiyorum bile.

Cihazların çeşitlendiği, özelliklerin arttığı ve nisbeten fiyatlarının düştüğü 2000’li yılların başında da cihazların boyutları hava atma vesilesine dönüştü. Telefon ne kadar küçükse, o kadar fiyakalı sayılıyordu. Sanayide çalışan, asgari ücretle maaş alan insanlarımız bile bu yarışta geri kalmak istemeyebiliyordu. Sanayide çalışan adamın eli ve parmakları haliyle büyük olur, bu evsafta bir tanıdığım, -ki ismini burada söyleyip kendisini rencide etmek istemiyorum- o dönemin en küçük ve pahalı telefonunu almış fakat tuşlarına basabilmek için bir tükenmez kalem kullanmak zorunda kalmıştı.

Telefonların akıllanması ile birlikte ekranlar büyüdü ve fiyatlar yine yükseldi, ikinci el bir araba fiyatlarına ulaştı. Melodi olarak istediğimiz sesi ve müziği kullanabiliyorduk ki “hava atmak” için iyi bir fırsattı bu. Öyle ki camilerde “Rab” ile bağlantı kurmaya çalışan mü’minler aniden çalan bir “rap” müziği parçasıyla irkilebiliyor ve bağlantılarını kaybediyordu. Daha da ilginci, cep telefonunun sesini açık unutan ve cemaate rap müzik dinleten genç bir kardeş olsa da, hemen yanındaki 70 yaşındaki sakallı amcaların da kendi telefonları çalmış olabilirmiş gibi kontrol etmesidir. “Amcam bu melodi senin telefonundan çıkmış olabilir mi?” diye sormak istemişimdir hep.

Cep telefonlarının bir sosyal statü göstergesi olarak kullanımı hala önceliğini koruyor. Telefon alınırken ihtiyaçlarla örtüşmesi aranmıyor maalesef. Son 15 yılda 20 milyar dolar civarında ithal telefonlara para ödemiş olmamız düşündürücüdür. Sahip olunan akıllı telefon sayısı ile mobil internet kullanım oranları arasında uçurum vardır: Akıllı telefon kullananların neredeyse yarısına yakını, anlamlı sayılabilecek miktarda (aylık 250 mb ve üzeri) mobil internet kullanmıyor. Bedava Wi-Fi bulunca nasıl davrandıklarına ilişkin bir veri bulamadım tabi!
Cep telefonlarının sosyal statü göstergesi olma ve anlık iletişim sağlama haricinde bir de interneti kullanarak veriye ulaşma fonksiyonu vardır. Bu anlamda şimdiki nesil çok şanslı sayılır. Benim de içinde bulunduğum “gölgelerin gücü adına” güce sahip olan nesil yerine “google’lerin gücü adına, bilgi bende artık” diyebiliyor. Biz “yağ satarım, bal satarım…” oyunu oynarken, şimdiki çocuklar nerdeyse “web tasarım, web tasarım… ” oyunu oynayacaklar. Eskiden çocuklar ip atlama ile uğraşırken şimdikiler IP NAT’lama ile uğraşabiliyorlar.
Mobil teknolojilerdeki G’ler arttıkça inşallah AR-GE’ler de artacaktır. 5G teknolojileri ile birlikte “nesnelerin interneti” kavramının çok daha fazla hayatımıza gireceği söyleniyor. Nesnelerin internet bağlantılarını kullanabilen ve akıllı bir hale gelmesi çok heyecan verici. Düşünsenize, saatiniz gereğinden fazla akıllı, soruyorsunuz “saat kaç” diye, o da size “biri çeyrek geçiyor ama kim olduğunu söylemem…” diyor. Ya da şöyle bir diyalog da olabilir:
“Saat onu geçti mi?”
“Hep onu mu düşünüyorsun?”
“Ne sulu şeymişsin sen öyle?”
“11 sularında böyle oluyorum abi.”
“Tamam, anladım uzatma…”

Yeni geçtiğimiz G sistemini tam olarak kullanabilmek için baz istasyonlarının fiber bağlantılara sahip olması, telefonlarımızın bu teknolojiyi desteklemesi ve sim kartlarımızın da buna uyumlu olması gerekiyor. Eskiden adı sadece Ulaştırma olan ve şimdiki adını ezberleyemediğim bakanlıktan bakan düzeyinde gelen açıklamada 2023 yılında % 90 civarlarında bir kapsama olabileceği söylendi. Yani altyapı olarak çok hazır değiliz. 3G’nin iç acılarının kaç derece olduğunu toplayamamışken 4G’ye geçtik. Tabi GSM operatörleri bu gerekli altyapı çalışmalarının maliyetini vatandaştan çıkaracaklar gibi. Bütün haber siteleri bu “aşırı hızlı” yeni interneti kullanan vatandaşların kotalarını aşma tehlikesi olduğuna ilişkin haberler geçti. Bunun kasıtlı yapıldığını ve bilinç altına ek paket alınması gerektiğinin yerleştirildiğini düşünüyorum. Benim internetim istediği kadar hızlansın, web sunucuları bant genişliklerini artırmadıkları sürece neredeyse aynı hızda trafik akacaktır. Mobilden internet kullanım alışkanlığımda hiçbir değişiklik yapmazsam, ek herhangi bir paket almak durumunda kalmam yani. Tabi durmadan hız testi yapan arkadaşları da uyarmak gerekir: her bir hız testi 100 mb civarında bir download yapıyor, haberiniz olsun!
1 Nisan günü ilk saatlerde ben de merakla telefonumun mobil internetini kontrol ettim. Ekranda acaba ne yazacaktı 4G, LTE, 4.5G? Belki de GSM operatörüm yandaşlığı abartacak ve RTE yazacaktı, kimbilir… Yarım saat kadar beklememe rağmen telefonum “H+” gösteriyordu, sabah işe giderken 4G yazdığını görebildim. Son olarak operatörüm bana “genç adamsın, cebinde bulunsun” diyerek ben istemediğim halde 10 GB’lık ve bir sefere mahsus bir 4G tanışma paketi yükledi. Eroine alıştırır gibi verdiklerinden midir bilmiyorum, kortkum ve kullanmayı düşünmüyorum. “Mevcut internet paketim yeter mi?” diyerek operatörlerin tuzağına düşmeyin derim.
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/4g-ve-ar-ge_392095
Tarih: 4 Nisan 2016

Öne Çıkan Yayın

Fenomenler ve İddialar

  Fenomenler ve İddialar M. Ö 5. yüzyılda yaşamış olan Platon’un mağara temsili meşhurdur. Bu temsilde karanlık bir mağara içerisinde zi...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: