Bu Blogda Ara

Arşiv

hazine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hazine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eski KÖİ'ye yeni âdet

 

Eski KÖİ'ye yeni adet
İbrahim Özdabak Karikatürü

Geçen haftaki yazıda iktidar ve ortaklarının muhtelif problemler karşısında sergiledikleri tavırdan bahsetmiştik. Özetle, problemin kendisini çözmek yerine, kendi problemine çözüm arama çabası içinde olduğuna dair örnekler vermiştik.

Bakanlar, iktidar partisi mensupları, iktidar koalisyonunun ortakları, iktidardan ilham alan veya ona yaranmak için davranışlarını ona benzeten bürokrat, oda-birlik yöneticisi gibi bir kısım zevatın bazı sözleri ve davranışlarından alıntılar vardı.

Güncel örneklerle devam edelim: Et ve Süt Kurumu başkanı, et fiyatlarına yaptıkları % 48’lik zammı savunurken “çok uzun kuyruklar oluşuyordu, o yüzden fiyatları arttırdık” dedi. Trafik problemine çözüm bulmak için benzin fiyatlarına zam yapmak gibi bir şey. 

Et kuyruğu ve yağ kuyruğuna giren vatandaşlara AKP tipi şu tavsiye kimden gelecek acaba: “Et ve yağ kuyruğuna gireceğinize, bir hayvan alın kesin, daha tasarruflu oluyor, kuyruk yağını kullanırsanız yağ kuyruğuna da girmezsiniz.” 

Gümrük ve Ticaret Bakanı, muazzam bir tespitte bulunarak “her şey stabil olsa, emtia fiyatları bu kadar yükselmemiş olsa enflasyon da bu kadar olmayacak” dedi. Paramız değer kaybettiği için emtia fiyatı yükselmiş olmasın sakın? Vücuduna üç tane kurşun isabet etmiş birinin ölümüne bakıp “kan kaybetmese ölmeyecekti” demeye benziyor. Eldeki bütün kaynaklar satılarak ekonomiye ilk kurşun atıldı. Sonra, daha fazla rant uğruna üretim bitirilerek ikinci kurşuna geçildi. Eldeki para, kullanım garantili dev projelere aktarılarak paranın yurt dışına çıkması sağlandı, bu da üçüncü. 

Bunları kim yaptı?

Paramızın değerini, Hazine ve Maliye Bakanı’nın ifadesiyle “görebileceği en dip noktaya” çeken kim acaba? Fiilen savaşa girmiş, AB, ABD ve NATO’yu karşısına almış, dışarıdaki malvarlıkları dondurulmuş, bankacılık ve finans işlemlerinden ihraç edilmiş, türlü müeyyidelere maruz kalmış Rusya’da bile % 14 enflasyon çıkmışken bizde resmi enflasyon nasıl 54 seviyesinde seyrediyor? Savaşan ülkelerden gelen ayçiçek yağlarına neden muhtaç kaldık? Dış borç aldığımızda, neden düyun-u umumiye zamanlarındakinden daha yüksek oranlarda faiz veriyoruz?

Kendine AK diyen partinin iktidarında ekonomide kara delikler oluşturan, kısaca KÖİ ya da YİD denilen modelle kurgulanan, “gerçekten ihtiyaç var mı, varsa önceliği ne?” diye düşünmeden koca koca yapıların inşa edildiği projeler için hep şunu dediler: “Kasadan bir kuruş para çıkmadan...” 

Velakin Erdoğan, geçtiğimiz hafta açılan 1915 Çanakkale Köprüsü ücretlerinden ve garantili geçiş sayısından şikayet edenlere hizmetin bedeli olması gerektiğini hatırlattı. Eski KÖİ’ye yeni âdet gelmediğine göre o projelerin hepsinde ödenen bedeller varmış. Ticari sır diye açıklanmayıp ödenen şeyler, bedel olmaktan kurtulamıyormuş.

Günlük 45.000 araç için geçiş garantisi verilmiş bu köprüde, geçiş ücreti 15 euro + KDV ama geçenler şimdilik sadece 200 liracık verecekler. Farkı hazineden ödenecek tabi. Bu yalnızca köprü kullanım bedeli, köprüye giden otoyol ücreti ayrıca verilecek. Son günlerin popüler Tarkan şarkısındaki gibi söylemek gerekirse:

"Geççek günde 45.000 kişi geççek
Hazinede paralar geldiği gibi gitçek
Vercek vercek, vatandaş parasını vercek
Geçse de vercek, geçmese de vercek"

“Geçiş garantisini vatandaşa yansıtmıyoruz” diyen Ulaştırma Bakanı kafalarımızı karıştırdı. Hazine nedir, gelirleri nasıl oluşur, vergilerimiz nereye giderler gibi sorular akla geldi. Ama imdadımıza AKP’li Bülent Turan yetişti; geçiş garantisi hakkında “Geçmeden para verilmesi vatandaş için ekstra bir imkândır” dedi. “Keşke mahrum kalsaydık” dedirten bir imkân.

Vergi gelirlerimiz dile gelse, Çanakkale Türküsü gibi şöyle derdi herhalde: 

“Çanakkale köprüsüyle vurdular beni
Hazineye girmeden betona gömdüler beni, off, geleceğim eyvah!

KÖİ-YİD projeleri bir sabır testi
Evlatlar torunlar ümidi kesti, off, gençliğim eyvah!

Çanakkale köprüsünü garanti bürüdü
Geçiş fiyatını gören arabayı bıraktı yürüdü, off, geçişim eyvah!

Çanakkale içinde sıra söğütler
Geçmeyene Bahçeli'den altın öğütler, off, dedeciğim eyvah!

Çanakkale köprüsünün geçişi 200 liracık
Onu vermem diyenler yüzsün azıcık, off, gençliğim eyvah!”

Mensuplarının beyin yakan fantastik beyanları ile artık yorulduğunu hissettiğimiz iktidarın “geçti dava diyerek ömrü, ihtiyar oldu bugün” ve dahi, “ak pak olmuş saçlarına” rağmen saçmalamaktan kurtulamayan kurmaylarıyla ne kadar “bîkarar olduğu” anlaşılmaktadır bugün. Muhalefet ittifakının tuttuğu projeksiyona, güçlendirilmiş farla mental sistemi felç olmuş tavşan gibi bakmakta...

Link: https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/eski-koi-ye-yeni-adet_561112

İstifa-"Af isti..."

 

istifa-af isti

Hazine ve Maliye Bakanımızın sosyal medya hesabı üzerinden yayınladığı hazin bir paylaşımla istifa ettiğini duyurması ülkede şok etkisi yaptı.

Zaman olarak resmen tatil olan bir gün, yani Pazarın seçilmesi, duyuru kanalı olarak resmî olmayan bir mecranın kullanılması, duyuruda kullanılan dilin resmî kalıplara uymaması, yer yer yazım ve anlatım yanlışlıkları ihtiva etmesi gibi bazı sebeplerden dolayı ilk başlarda bir şaka veya “siBERATak” olduğu intibaı verse de, kısa sürede olayın ciddiyeti anlaşıldı. 

Anlaşılmasına anlaşıldı ve haber, saraya yakın kaynaklardan teyit edildi, ama medyamızın neredeyse yüzde doksan beşine tekabül eden saray bülbülleri tarafından görmezden gelindi. Bakana destek mahiyetinde bir kaç tweet atıldıysa da “ne des(t)ek bilemedik” düşüncesiyle ya silindi veya Cumhurbaşkanı güzellemesi yapan başka tweetlerle üstü örtülmeye çalışıldı. 

İstifa metni ayrı bir kafa kurcalayıcı; at izi-it izi karışıklığından, hak ile bâtılı ayırt etmenin zor olduğu bugünlerden bahis var. Tam olarak kimden/hangi olaydan bahsettiğini sade vatandaşlar olarak çözemedik. Herkes kendince yorumluyor. Sağlık durumu gerekçesi de var, ancak bu gerekçeye dayanak teşkil eden durum şimdi mi gerçekleşti yoksa istifa sonrası muhtemel bir sağlık problemi mi ufukta görüldü, anlamadık... “Şöyle uçuyoruz, böyle kaçıyoruz, önümüzdeki 3 sene için YEPisyeni planlarımız var” derken çok rahat görünüyordu halbuki. İki buçuk milyon kişiye istihdam sözü de vardı hatırlarsanız. Hem de, 2023 sonunda ulaşılabilecek dolar kuru hedefini bugün aşacak kadar başarılı olmuşken, hemen istifa edilir mi hiç? Kendi inisiyatifi ile istifa ettiğine ve bundan sonra ailesine zaman ayıracağını söylediğine bakılırsa TÜİK tarafından “iş aramayanlar” istatistiği içerisinde olacak, yani işsiz diyemeyeceğiz kendisine. 

Bazıları, görevden alındığını iddia etti. Ortada bir görevden alınma var, ama göreve getiren tarafından görevden alınma mı oldu yoksa ifa edilen görevden “alınma” (darılma manasında) mı söz konusu, bu belli değil. Devletin tepesinden duyurulması için yaklaşık 27 saat beklenmiş olması da enteresan oldu ama bu vesileyle, başka bakan ve milletvekillerine hafazanallah, kötü örnek teşkil etmesinin önüne geçildi. Düşünsenize, “boun canlı istifa var mı?” diye tweet atan bir milletvekili, ya da “ben zomzoma giremediğim için istifa edemedim” şeklinde durum paylaşımı yapan başka bir bakan daha olsaydı... Nerede kalırdı devlet ciddiyeti?

Allah’tan, Resmî Gazete’de yayınlandı da, iş resmiyet kazandı. Ya, nispet olsun diye Linkedin üzerinden kendisine bloklama yapılsaydı! Resmî Gazete’deki duyuruda ve gayrı resmî olduğu halde reismî takılan gazetelerdeki istifa konusu ile ilgili haberlerdeki dil birliği dikkat çekiciydi: “Af talebi kabul edildi” ibaresi göze çarptı. İstifa metninin neresinde af talep edildiği merak konusu oldu, çünkü kamuoyuna hitaben yazılan istifa metninde kimseden dilenen bir özür veya af talebi yoktu.

Acaba diyorum, istifa meselesine tersten bakıp kelimeyi de tersten mi okudular? İstifa kelimesi tersten okununca “Afitsi” oluyor. Buradan hareketle, bu kelimeyi bir kaç kere üst üste telâffuz ederken t ve s harflerinin yerini değiştirip, “af isti...” cümlesini bulan bir danışman mı oldu? “Ne isti? Af isti... af talebini kabul edelim, şanımız yürüsün” şeklinde parlak bir teklifle gitmiş olabilir belki de...

İstifa, kelime etimolojisi bakımından Arapça “afv” kelimesinden türemiş olsa da, (istihrac, istimal gibi örneklerde görülebileceği gibi istif’al babındadır) kullanıldığında kimsenin aklına afla ilgili bir mana çağrıştırmaz. Öyle ya, dilimizde istifa kelimesi, işten ayrılan taraf lehine onurlu bir çıkışı ifade etmek için kullanılır genelde. “Sen beni kovamazsın, ben istifa ediyorum” şeklinde kalıplaşmış bir sözümüz bile var. 

Çok değil, daha iki ay önce havalarda uçan ekonomimizin kurtuluş savaşı verdiğini, “acı reçete” tatbik edilmesi gerektiğini hep istifa sonrası öğrendik, Allah sonumuzu hayreylesin... 

Link: https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/istifa-af-isti_531712

Hahahaber 24 Ekim 2018

Hahahaber 24 Ekim 2018





Sıcak Gelişmeler

*  Hazine’nin %7.5 faiz oranı ile borçlanmasının ekonomik krizle ilgisi olmadığı ve yabancı yatırımcıların psikolojisinin bozuk olduğu öğrenildi.

* Dış Güçler Birliği Türkiye istasyon şefi Paul Hegse, halihazırda Fenerbahçe ile ilgili bir projeleri bulunmadığını açıkladı.

* Artan konkordato, iflas ve yasal el koymalarda ihtiyaç duyulan personeli yetiştirmek üzere Marmara Üniversitesi bünyesinde Kayyum Meslek Yüksekokulu açıldı.




NOT: Bu sayfada yer alan haberler hayal ürünüdür, uydurmadır. Gerçek haberlere benzeyebilir, gülüp geçiniz, kafayı takmayınız. . .

Öne Çıkan Yayın

“Dez’enflasyon”

İbrahim Özdabak Karikatürü   “Enflasyona gel, yeni çıktı, deze çıktı, dez’enflasyonum var, deze...” -Taze mi enflasyonlarınız? “Geçen ...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: