Bu Blogda Ara

Arşiv

sahur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sahur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Seven Hundred Sahurai

 

Seven Hundred Sahurai

Kendini “kuantum bilinçaltı uzmanı” olarak tanıtıp seminerler veren müstetir bir hanım, sosyal medya mecralarında gündem konusu oldu.

Çok konuşulmasının sebebi, paylaştığı ev ve araba resimlerinden, kalburları altında bırakacak kadar lüks bir hayat yaşadığının anlaşılması. Ayrıca seminerlerinin ücreti de, 7-8 bin liradan başlayıp, 57 bin TL’ye kadar çıkabiliyormuş. 

Ne diyelim, iyi yere tezgah açmış. Bu zamanda parayı elinde bulunduran kesim belli, onların ilgileneceği konular aşağı yukarı biliniyor. Ayet-hadislerden bahset, kişisel gelişim kalıpları kullan, kuantum gibi, uzmanlarının bile anlamakta ve anlatmakta zorlandığı bir konu ile bağdaştır ve sun... Dinleyicilerden anlamayan olursa kendi bilgisizliğini ortaya çıkarmamak için ses etmeyecektir. “Hanımların dikkatine, ayetlerle kuantum bilinçaltı seminercisi ayağınıza geldi. Beş dakikada bilinçaltı keşfedilir, yedi bin lira alınır” gibi bir sloganla dolaşan parayı kolayca toplayabilir yani.

Bahsedilen hanımın konusunun ne kadar uzmanı olduğunu, seminer verdiği kişilerin ne kadar istifade edebildiğini bilmiyoruz. Kendisini veya seminerini yargılamıyoruz. Zorlama yok, alan memnun ve satan memnunsa söylenecek bir şey yok. Sadece, zamanın ruhuna uygun bir şekilde, şatafat ve debdebe ile bezendiği için sunumunun çok konuşulduğunu söyleyebiliriz. Dinî hassasiyetlerle bağdaşmayan bu “zamanın ruhu”, dindar bir hayat tarzını benimsediğini iddia edenler tarafından icra edildiği için göze batıyor. 

İmparatorluk zor zamanlar geçirirken, belli kesimlerin lüks ve israf içerisinde eğlendiği “Lale Devri” zamanlarına benzediği için günümüzü de aynı isimle adlandıranlar var. Hatta, bu israflı eğlenceli hayatı eş-dost, akraba-taallükat, cümbür cemaat yaşayanlar olduğu için “sülale devri” diyenler de oldu. 

Partinin eski üyelerini sarayda ağırlama, yeni üyeleri sarayda taltif etme gibi propaganda faaliyetlerinde harcamalar kimin parasıyla yapılıyor acaba? Parti mensuplarına sürpriz hediyeler de gönderilmiş, bir vatandaş kendisine gelen hediye kalemleri “külliyeden gelen sürpriz hediye” notuyla paylaşmış. “..vergilerim kalem olmuş yazıyor, canım canım...” diye türkü söyleyelim mi?

Türkü demişken, Ağrı Ak Gençlik sahur programı da çok konuşuldu. Zengin çeşitli menüsü ve tefli-şarkılı eğlencesi ile eleştirilerin odağı oldu, Savcı Sayan, 700 kişinin ağırlandığını söyleyip “ne var bunda?” diye sordu. Parti içinden de itirazlar gelince görüntüler paylaşımdan kaldırıldı. Parti dışından gelen eleştiriler olayın kendisine yönelikken, parti içi itirazlar paylaşılmış olmasını hedef alıyordu. AKP gençlik kolları genel başkanı eleştirilere cevaben “ak gençlik sizi daha fazla rahatsız etmeye devam edecek” dedi.

Parti gençleri olarak Ramazan ayında yönetmen İftarantino ile “Kül Bol” ya da “The Hateful Eat” gibi filmler mi çekerler, “after-iftar” veya “atfer-teravih” gibi partiler mi düzenlerler, Ağria Kuruşov gibi bir yönetmenle “Seven hundred sahurai” filmini mi çekerler bilmem. Parası kamu kaynaklarından çıkmadığı sürece bir şey diyemeyiz. Ancak, parasını kendileri verse bile, görkemli ve şatafatlı programların, ucuz ekmek kuyruğuna girmek zorunda olan halkın vicdanında nasıl makes bulacağını tahmin etmek zor olmasa gerek...

Link: https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/seven-hundred-sahurai_562348

Hahahaber 7 Mayıs 2019



Sıcak Gelişmeler

*  YSK, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini "reisen" iptal etti. 

* Yüksek Sahur Kurulu, usulsüz Ramazan davulcusu istihdam edildiğini tespit ettiği 19.500 sokaktaki sahuru geçersiz ilan etti.

* Ankara’da belediye değişimi Ramazan’a damga vurdu: Sokaklarda bateri ekibi görev aldı!



NOT: Bu sayfada yer alan haberler hayal ürünüdür, uydurmadır. Gerçek haberlere benzeyebilir, gülüp geçiniz, kafayı takmayınız. . .

Davullar Kimin İçin Çalıyor?


Davullar kimin için çalıyor

Sual: Ramazan vaktinde müslümanları sahura kaldırmak için sokaklarda davul çalınmasına karşı olanlar var. Davul çalma yolu kapandı mı?

Cevap: Davul çalma kapısı kapanmamıştır fakat şu zamanda oraya girmeye altı mani vardır:
  1. Mani: Nasıl ki kışta, fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir(kapatılır). Yeni kapıları açmak, hiçbir cihetle kâr-ı akıl değil. Artan nüfus, çoğalan araçların ve şehirlerin gürültüleri yeteri kadar çok çıkıyorken, davulla yeni bir ses eklemek ne kadar mantıklı?

  1. Mani: Davul çalmak, sünnet olan sahur kısmının tamamlayıcı bir unsuru olabilir, oruç ibadetinin zaruriyyat kısmından değildir. Zaruriyyat kısmını terk edenlerin çok olduğu bu zamanda, davulun aksülamel yapması yapması muhtemeldir. Dini bir vecibe değildir, kültürel bir uygulamadır.

  1. Mani: Nasıl ki çarşıda, mevsimlere göre birer meta mergub oluyor. Vakit be-vakit birer mal revaç buluyor. Değişen teknolojilere göre yeni ürün ve teknikler ön plana çıkıyor. Bu zamanda kişilerin kendi kalkmak istedikleri saate ayarlayabildikleri, Davul’un vazifesini görecek daha teknolojik ve insan dostu cihazlar/uygulamalar bir hayli gelişmiş durumda. Hele ki robotik ve nesnelerin interneti konularının ileri uygulamaları ile entegre sistemler geliştirilse, neler yapılabilir, neler… Mesela, metabolizmanızı inceleyerek uyku durumunuzu ve açlık hissinizi ölçen yatak, en uygun saatte mutfağa haber verip, vücudunuzun ihtiyacı olan besinleri uygun miktarda kullanarak sahur yemeği hazırlanmasını sağlayabilir. Size sadece kalkıp yemek düşer.

  1. Mani: Mani yoktur! Davul çalmanın muktezalarından biri, günün ve zamanın ruhuna uygun maniler eşliğinde davul çalmaktır. Bugün mani söyleyerek davul çalanı ben hiç görmedim.

  1. Mani: Davul, yatay mimarideki evlerin olduğu bölgelerde daha etkili olabilir. Yüksek katlı apartmanların olduğu şehirlerde davulun sesini en üst katlara duyurmak zor. Daha yüksek sesle çalınmayı gerektirir. Bu sefer de alt kattakiler fazla rahatsız olur. Bir zamanlar izolasyon malzemesi reklamında olduğu gibi, kapıcı kaloriferleri normal yaktığında alt kattakiler ısınırken üst kattakiler üşüyordu. Kapıcıyı çağırıp daha fazla yakmasını istiyorlardı. Daha fazla yanınca da alt kattakiler sıcaktan pişiyordu. Klasik bir şekilde çalınan davul çok arzî kalır. Yere yakın çalınan davuldan korkacaksın. Drone davul kullanmak çözüm olabilir bunun için ama şimdi davulcuların gözünü de açmayalım, aman ha, sakın söylemeyin davulculara!

  1. Mani: Herkes Davuloğlu değil ki stratejik uzaklıktan davul çalsın! Malumdur ki, davulun sesi uzaktan hoş gelir. Davul sesinin hoş geleceği uzaklığa “stratejik uzaklık” denir. Stratejik uzaklıktan çalan davulların sesi, sahura kalkmış insanlara Şam’da sabah namazı kılma isteği bile uyandırabilir. Pelikan kuşlarının gürültüsü ile Davuloğlu’nun sesi öyle kısıldı ki, bu stratejik uzaklık meselesi sahipsiz kaldı. Davul birinin boynunda, tokmağı başkasının elinde olunca “AKordu” bozulmuş bir enstrüman gibi çalınmaya ve kulak tırmalamaya başladı. Kimse kulak zarlarımızı test etmeye kalkmasın!

Yeni Şafak yazarı Fatma Barbarosoğlu da, bir sahur vaktinde yazdığı belli olan tweette şunu dedi: “Davulcu geçiyor. Sokakları yıka yıka geçiyor… Davulun sesi cümle canlıları, melekleri bile incitecek kadar hoyrat bir ses, gecenin bu vaktinde. Davul sesi şehrin ruhuna uygun değil. Bu ilkelliğe bir son verelim artık.”
Eski zamanlarda ihtiyaçtan doğan ancak artık anlamı ve gereği kalmamış olan bu davul işine son verilmesi taraftarıyım. İftar saatlerinde evde olunduğunu bildiği için kapıları çalan ve bahşiş toplayan kişilere kimse para vermese, bu müessese kendi kendini söndürüp zamanla yok olacaktır. “Çalıyor ama çalışıyor” düşüncesi artık hiçbir alanda işlemesin ve kimse çalmasın…
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/davullar-kimin-icin-caliyor_463602

Ramazan 2016


Ramazan 2016
Önümüzdeki yıllarda geçmişe bakıp “nerede o eski Ramazanlar!” diyerek iç geçirilince bunu duyup eski Ramazanları merak edecek o zamanın genç nesli kayıtlara baktığında bir şeyler bulabilsin diye 2016 Ramazan’ı hakkında yazayım istedim.

Öncelikle 2016 yılı Ramazan’ımız, 6 Haziran’da başladı. Yıl içerisinde gündüzlerin en uzun olduğu dönemi kapsayan bir Ramazan yani… Ülkemiz için oruçlu geçirilen sürenin 17 saati aştığı, sıcak ve fiziken zor şartlar altında geçen bir süreç ancak, zorluğu nispetinde mü’minlerin kazancının da ziyadesiyle katlandığı bir fırsat aynı zamanda. Allah hakkıyla istifade etmemizi sağlasın.

Ramazan Takvim Birliği: Neredeyse bütün İslâm dünyasında Ramazan 2016 aynı zamanda başladı. Umman Sultanlığı hilâlin görünmediğini söyleyerek Ramazan’ı Salı günü başlattı. Hilâl tesbiti konusunda yöntem birliği sağlanmadıkça her sene aynı tartışma devam eder.

Teravih Namazı: Geçmiş yıllarda, iftar-sahur arasının darlığı, Müslümanları yıldırım hızıyla teravih kıldıracak jet imam arayışlarına sevk etmişti. Bu sene jet imamlardan pek bahseden yok. Camilerde gördüğüm kadarıyla teravih ikişer rekât halinde kıldırılıyor. Bu konuda Diyanet’ten camilere talimat gitmiş. Yerinde ve güzel bir talimat, hızlı kıldırıyor diye dayak yiyen imam haberleri vardı geçen senelerde.

Davulcu: İstanbul için teravihten çıkma asgarî saati 23.30 civarlarına gelmiş, eve ulaşma-yatma hazırlıkları derken vakit gece yarısını geçiyor. Daha iki saat uyumadan “güm güm de güm güm” gibi uzaktan –belki- estetik, ama estetikten uzak davul sesleriyle ayağa sıçrıyoruz. Sesi hoş gelmediğine göre çok yakın bir yerde çalınıyor olmalı. Hava sıcak, pencere açık yatıyoruz mecburen. İftar geç bir saatte yapılınca acıkmıyor da insan, öyle tekellüflü bir sahur da gerekli olmuyor haliyle. O zaman çok erken kalkmak da icap etmiyor sahur için. Bizim davulcularınsa bu durumdan maalesef haberi yok! Davulcu kardeşler şöyle gece yarısından sonra uyuyup davul çalma görevi için uyanacak olsa eminim beni daha iyi anlayacaktır. Davulcu geçtikten neredeyse bir saat sonra kalkınca da rahat rahat sahur yapılabiliyor. Sabah namazı sonrası uykuya dalabilinceye kadar saat 04:00 oluyor. İki saat sonra da işe gitmek için kalkmak icap ediyorsa 3 parçaya bölünmüş ve eksik bir uykuyla bütün gün bir “Fight Club” modunda geçiyor; akşama kadar gözlerin kıpkırmızı ancak açık olduğu ve belli aralıklarla bilincin gidip geldiği bir zombi şeklinde!

Davulcuları denetleyen bir kurum var mıdır? Seslerinin hoş gelebileceği en makbul uzaklığı kim belirliyor meselâ? Saatleri ayarlayan bir enstitüleri var mıdır? Topladıkları bahşişin rayiç bedeli nasıl belirlenmektedir? Kaç kere bahşiş toplayabilirler? Her evde telefon bilgisayar ve çalar saat gibi istenen zamanda istenen şekilde bir uyarıyı verebilecek alet mevcutken, davul çalmaya gerek olmadığını düşünüyorum. En azından yaz Ramazanları için terk edilse ve bu vesileyle teknolojiye yenik düşmüş bir geleneğimiz diye tarihe karışsa iyi olur.

İmsak Saati Tartışmaları: Her sene olduğu gibi, yine imsak saati tartışması devam ediyor. Geçen yıllarda Diyanet’in belirttiği imsak saatine tepki olsun diye Aziz Bayındır, o saatlerde canlı yayında su içmişti. Bu sene imsak ölçümü yapılan bir noktaya gidip yerinde ölçüm yaptılar, ama pek gündeme gelmedi. Milletin aklını karıştırmaktan ne zaman vazgeçecekler acaba?

Pide kuyruğu: İş çıkış saatleri iftardan epey önce olduğundan bu sene pek yok gibi. O kuyrukta bekleme işi o anda sıkıntılı gelse de sonradan tatlı bir enstantane olarak hatırlanıyor. Taze pide kokusu bambaşka bir şey…

İftar Topu: Hoparlörlerin minarelerde kullanılmadığı zamanlardan kalma bir adet. Anadolu’nun pek çok yerinde hâlâ devam ediyor. Canlı bombaların patladığı ve terör olaylarının sık yaşandığı bir ortamda, ruh sağlığı açısından sanki terk edilse daha iyi olacak gibi geliyor bana…

Kurumların İftar Organizasyonları: Belediyeler başta olmak üzere pek çok kurum iftar organizasyonu düzenliyor. Allah gösterişten ve şovdan uzak, ikramları hakikî ihtiyaç sahiplerine onları rencide etmeden ulaştıracak organizasyonlar nasip etsin, maalesef gün geçtikçe bu manadan uzaklaşan organizasyonlar görmekteyiz; Ramazanın ilk günlerinde Beyoğlu Belediyesi’nin açık havada 2000 kişiye verdiği iftarda Suriyeli çocuklar alandan uzaklaştırıldı. Bingöl Belediyesi bir “tık” ileri davrandı, başkanın şoförü ve zabıta sıraya giren mülteci çocukları dayakla uzaklaştırdılar.

Ramazan TV programları: Bu konuyu inşallah ayrı bir yazı olarak ele alacağız.

Velhasıl 2016 Ramazanı da her Ramazan gibi güzel ve özeldir. Rahmet ve mağfiret kapıları yine açılmış, şeytanlar yine prangaya vurulmuştur. “Nerede” diye hayıflanarak aradığımız bizim eski benliğimiz ve saflığımızdır çoğu zaman. İçimizdeki şeytana bir pranga da biz vuralım bu Ramazan…
Bu Ramazan ve her zaman…
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/ramazan-2016_400975
Yayın Tarihi: 20 Haziran 2016

Öne Çıkan Yayın

Yine Bir Tasarruf...

İbrahim Özdabak Karikatürü Kaçıncısı olduğunu bilmediğimiz bir “kamuda tasarruf paketi” daha törenlerle hizmete girdi. Önceki paketler ne ...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: