Bu Blogda Ara

Arşiv

marketö etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marketö etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

MARKETÖ

 

MARKETÖ
Sefer Selvi Karikatürü

Değerli kardeşlerim,

Bugün size büyük bir fesat şebekesinden bahsedeceğim. Ülkede ne kadar olumsuz şey varsa, müsebbibi “üç harfliler” olarak da bilinen bu zincir şebekeleridir.

Cin olmadıkları halde, her ayın 15’inde fahiş fiyatlarla zam kalkışması yaparak vatandaşı çarpmaya kalkarlar. Herkes bilir ki, “fahiş” sebeptir, fiyat da sonuç.

Zincir deyince akla ciro gelir. Bunların tek derdi para kazanmak, cirolarını artırmaktır. Onun için ellerinde ne varsa satıyorlar! Dikkat ederseniz, market çıkışlarında kasalar vardır. O kasalar, bir nevi “saçım” sandığıdır, müşterinin saçtığı paraları orada istiflerler. Her saçımı onlar kazanır.

Lafa gelince, halka hizmet ettiklerinden dem vururlar ama tek yaptıkları, zincire yeni halka eklemektir. Eskiden, satın aldığınız şeyleri içine koymak için ücretsiz poşet verirlerdi. Vatandaş, aldığı poşetleri çöp torbası olarak kullanır, öylece sokağa atmazdı. Poşeti bile parayla satıyorlar artık.

Kardeşlerim, bunlar katalog mezhebindendir. Katalog mezhebi çok geniştir, her türlü ürünü kataloga dahil ederler. Çok üstlerine vazifeymiş gibi, katalogda elektronik eşya ve beyaz eşyaya yer verdiklerini de görebilirsiniz. Beyaz deyince aklıma geldi, Venezuela’dan peynir getirip satmışlıkları da oldu. Peynir ne ki, durmadan dışarıdan ürün ithal ederler. Pirinç, fasülye, nohut ve aklınıza ne gelirse... Sorsan, “yerli üreticiyi terbiye ediyoruz” derler.

“Bu kadar ithalat olur mu” eleştirisi aldıkları zaman, insanları, pirinç almaya Mısır’daki Dimyat yerine Midyat’a yönlendirirler. Vatandaş, “evdeki bulguru mu muhafaza edeyim, pirince mi gideyim” diye “Hayrettin’ler” içerisinde kalır. Halbuki, Midyat’ta pirinç yetişmez ve bulguru meşhurdur. Karaman’ın da bulguru meşhurdur. Hayrettir ki Karaman, bulgurun yüzde ellisini evde zorla tutmaktadır.

İnsan ayırmayı çok iyi bilirler. “Bîta’raf olan berta’raf olur” diyerek müşterilerini kutuplaştırırlar. Katalogda kampanyalı bir ürün gösterirler, ürünün markete geleceği gün insanlar kapıda kuyruk oluşturarak beklerler. Kapılar açılınca, hurra diyerek raflara hücum edilir. İçeri girince görülür ki, katalogdaki indirimli ürün ya rafta yok veya bir-iki adet olarak bulunuyor! Anlaşılır ki, o ürünleri personel kendine almış veya eşe dosta vermek üzere ayırmış.

Raf ihalelerini yandaş kişilere peşkeş çekerler ve onlara yıllarca sürecek bir satınalma ga’raf’tisi verirler. Kadroları tamamen kendilerine yakın olan insanlarla doldururlar. Gelini, işe girdikten bir hafta sonra müşavir olarak atanan pazara hakim bir “AVM” üyesinin haberi vardı geçenlerde. Radyo, televizyon ve internet dahil, hiçbir yayın organında aleyhlerinde bir haber bulamazsınız. Parasını verir ve reklamlarını her mecrada yayınlatırlar.

Market içinde her köşeye kamera yerleştirip müşterilerin her hareketini izlerler. “Daha geçen hafta bu ürünün fiyatı daha azdı, nasıl bu kadar çabuk ve çok zamlandı?” demeye kalkan müşteriye, “işine gelirse... beğenmiyorsan, başka markete git” derler, hemen sustururlar.

İtiba"raf"tan tasarruf olmaz diye market içini boy boy raflarla doldururlar. Market arabası olarak lüks araçları tercih ederler. Çakarlı, korumalı market arabalarını çıkışta toplayan görevliler, arabaları bir biri ardınca dizip konvoy yaparak içeri taşıdıklarında müşterilerin trafiği kilitlenir.

Memlekette hak hukuk bırakmayan, konuşan insanları ve gazetecileri hapislere tıkan, liyakat şartlarına bakmadan, yakınlarına ve iyi rüşvet verenlere ihaleleri, makamları ve maaşları paylaştırmak suretiyle bir neslin gelecek umutlarını karartan, hırsızlık, yolsuzluk ve yalan gibi kötü fiilleri sıradanlaştıran, lüks ve şatafat içerisinde görgüsüzce yaşamayı marifet bilen, ekonomi, eğitim ve sağlık gibi hayati alanlardaki hizmetleri felce uğratan, elektrik, doğalgaz ve akaryakıta zam yapmak suretiyle enflasyona topyekûn katkı sağlayan zincir marketleri kınıyorum. Bütün vatandaşlarımı, “Marketö” denilen örgüte karşı, pazar alanlarında toplanmaya davet ediyorum. Bir sonraki seçimde zincirleri kıralım. “Zincir”lerimizden başka kaybedecek neyimiz kaldı?

Link:  https://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/marketo_550599

Mağduro Kardeşim, Dik Dur Eğilme!




Hükümetimiz ve onun tabîleri olan basın organlarına göre âleme nizam verme seviyesine yükselmiş olan ülkemiz Dünya’nın sayılı ekonomilerinden birine sahip iken, bizi kıskanan devletlerin hasetliklerine, bize düşman olanların fesatlıklarına ve dostumuzmuş gibi görünen düşmanlarımızın diğer devletleri bize karşı fişteklemelerine maruz kaldı.Bu topyekûn saldırıların sonucunda 16 yıldır fevkalâdenin fevkınde seyreden ekonomimiz bir anda yara aldı. Cekette meşine, twitter’de mention’a değer veren sarı kafalının biri, peşi peşine kafamıza tweet’ler fırlatınca, paramız değer kaybetti, döviz kurları yukarı doğru fırladı. 


Bu dış güçlerin işini anlamak gerçekten zor. Sen kalk 15-16 yıl boyunca ülkemizde sermaye yatırımı yap, ülkemizin sıcak para ihtiyacını karşıla sonra birden saldır. Akıllı adam işi değil. Ne diyelim, Allah düşmanın da akıllısını versin. Hayır, düşmanlarımız biraz beceriksizdi de 16 yıldır bize dokunamadılar mı, yoksa hiç mi ellerine fırsat geçmemişti? Geçmediyse son zamanlarda neyi yanlış yaptık da buna cüret ettiler?

Enflasyonla Mücadele

Sıkıntı, daralma, saldırı, operasyon, manipülasyon ve kriz kelimesi hariç ekonomik zaafiyeti anlatacak bir ton sıfatla birlikte anılan ekonomik durumumuzun pek iç açıcı olmadığını anlayan hükümetimiz enflasyonla mücadele etme konusundaki kararlılığını göstermek için bazı tedbirlere başvurdu. Enflasyon yükselince fiyatlar artıyor ve fiyatlar yükselince de enflasyon azıyorsa fiyatların artışını durdurursak mesele çözülecekti. Topyekûn mücadele başlatıldı ve bingo! Enflasyonumuz % 20 civarlarına düştü.

Düşmesine düştü, ama Para ile İlgili Bütün İşler Bakanımız market fiyatlarında istenen seviyeye gelemediğimizden yakındı. Hemen akabinde Erdoğan marketleri hedef aldı. Düşen enflasyon ve faiz oranlarına rağmen marketlerin yüksek fiyatta devam ettiğini ve marketlere hesap sorulacağını söyledi. Hemen ardından ana akım medyada market fiyatlarındaki bir yıllık artışın % 70 civarında olduğu haberleri çıktı. “Gıda, temizlik ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatı anormal yükselmişse enflasyon nasıl düşmüştü acaba?” demeyin, arada olur öyle.

Marketö mü Geliyor?

“Seçim bir siyasî faaliyet değildir” diyen Binali Yıldırım gibi marketler de “zam ticarî bir faaliyet değildir” deyip işin içinden çıkabilirler. Bu marketlerin ne yapmak, nereye varmak istediklerinin sorgusu da hükümetimizin kılı kırk yarmasıyla bilinen koalisyon ortağına kalır muhtemelen. Enflasyonla topyekûn mücadeleye marketlerle birlikte başlamışlardı halbuki, aynı menzile farklı yollardan ulaşmaya çalışıyor gibiydiler. Ata Demirer’in geyik avlamaya çalışan aslanlar hikâyesindeki gibi “Emin abi, çevirsene oradan. Sen çevireceksin, ben basacağım” tarzında bir iş bölümü ile “Sen fiyatları düşür ben enflasyonu hallederim” diyorlardı adeta. Kim ne istedi de verilmedi bilmiyoruz, ama yakında “MarkeTÖ” isimli bir terör örgütü duyarsak hiç şaşırmayacağız. Bu örgütün fiyat kalkışması üzerine halk da pazarlarda toplanmak üzere çağrılır her halde.

Marketlere sorsak; geçtiğimiz yaz, bir ay içerisinde üç defa fiyatları zamlanan elektrik, doğalgaz ve su, dünyada fiyatları düşmesine rağmen bizde yükselen petrol, yıllarca sürecek sözleşmesi boyunca geçiş garantileri verilen köprü ve otoyolların döviz fiyatlarına endeksli ve otomatik olarak yükselen fiyatları, hammadde ithaline bağımlı sanayi üretimi gibi maliyetleri yükselten faktörlerin sorumlusu olmadıklarını söyleyip, değer kaybederek alım gücü düşen paranın yükünü neden sadece kendilerinin üstlenmesi gerektiğini de sorabilirler.

Marketçi - hükümet kavgasında kim kazanır bilmiyorum, ama bu meselede olan vatandaşa oluyor, işin ceremesini o çekiyor. Yani, mağdur olan taraf o... O halde vatandaşa seslenelim “Mağduro! Kardeşim dik dur, eğilme! Bundan sonraki seçimlerini daha dikkatli yap!”

Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/magduro-kardesim-dik-dur-egilme_484569

Öne Çıkan Yayın

Doktor Nasıl Kalsın?

  İbrahim Özdabak Karikatürü Önceki yazımızda hastaların MHRS üzerinden randevu alma sıkıntılarından bahsettik. Sistemin yapısında probl...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: