Bu Blogda Ara

Arşiv

Harfiyat Kanyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Harfiyat Kanyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mağmağay



Mağmağay:

Doğalgaz faturalarının dağlar gibi geldiği 2020 Ocak ayı itibarıyla milyonlarca vatandaşımızın aklındaki öncelikli soru: "Doğalgaz yakmadan nasıl ısınabilirim?"

Kısa söylenişi ile Game Of Thrones'una güvenen ejderha tutabilir ama bu zamanda nereden bulacaksın ejderhayı? Haydi, buldun diyelim, ne yer ne içer, masrafı ne olur bu ejderhanın? Ejderha sürmek öyle kolay mı? Ehliyeti falan nasıl alınır, ejderhadan sürekli 50 liralık ateş alırsak zamlardan korunabilir miyiz:? Bakım işleri zahmetli midir? Egzoz muayenesinden geçer mi? Sızdırmazlık raporu her sene alınmalı mı? Yoğuşmalı ejderhalar her ölçekteki eve uygun mudur? (Sonra astarı yüzünden pahalıya gelmesin yani) Farkedebileceğiniz gibi, bu sorular daha uzar gider...

Enerji probleminin çözümü var: Mağma tabakasına kadar inen bir tünel kazmak! Böylece yüzeye çıkacak olan mağmanın ısı enerjisini kullanarak evlerimizin ısınma ve sıcak su ihtiyacını karşılayacağımız gibi, elektrik enerjisi de üretebiliriz. Bu projeye "Mağmağay" diyebiliriz. Mağma, kızgın yapısı sebebiyle basınçlı bir şekilde yüzeye çıkmak isteyecektir, buna dikkat edilmeli ve deli mağma kontrol altında tutulmalıdır. İstanbul Havalimanı'nın bir yıllık kira bedeli ile bu tünel kazılabilir, hesaplamadım ama bana öyle geliyor. İsteyen hesaplasın, hesapladıktan sonra bize de söylesin...

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

KAnTAR'ın Tapusunu Kaçırmak


KAnTAR'ın Tapusunu Kaçırmak:

Kanal İstanbul ile ilgili tartışmaların sürdüğü şu zamanlarda, en çok konuşlan konulardan biri, ileride toplayacağı parsaları düşünerek, kanal güzergahında yer alan arsaları Katarlı dostlarımızın toplaması oldu. Kanal ve Katar kelimelerinin birleşiminden "KAnTAR" elde edebiliriz. Türkiye'den kimsenin Kanal İstanbul güzergahıyla ilgili net bilgisi yokken Katarlıların tapu toplama konusunda kantarın topuzunu kaçırmasına "KAnTAR'ın tapusunu kaçırmak" denir. (Daha ayrıntılı bir yazı için bkz:Katar-Akt ) Kimsenin demeyelim tabii, muhakkak birilerinin bilgisi vardı ama kamunun kanal güzergahı konusunda yakın zamana kadar bilgisi yoktu.

Olayın gündeme gelmesinden sonra, tapu kayıtlarına erişimin kısıtlandığı tartışmaları aldı başını gitti. Böyle bir durum varsa, tapuları gözlerden kaçırma konusunda kantarın topuzu yine kaçırılmış olur ki bu da başka bir yönden KAnTAR'ın tapusunu kaçırmak şeklinde yorumlanabilir. 

Harfiyat Kanyonu ana sayfası 

Futurizm



Futurizm

FuTurizm:

Gelecekte, zaman yolculukları başladığında açmayı düşündüğüm turizm şirketi. İnsanları fütursuzca geleceğe ulaştırmak olacak işimiz, sadece geleceğe götüreceğiz. Evet, zaman yolculuklarımızda geçmişe hiç gitmeyeceğiz. Ne kadar futuristik bir yaklaşım değil mi? Sloganımız bile hazır: "Futurizm: Geleceğe güvenle..." 

Yolculuklarda kesinlikle iftar ve sahur saatlerine dikkat edilecektir(arzu eden yolcular çok küçük bir fiyat farkı ile SoFuTurizm paketi satın alarak sofuluk ayrıcalıklarından yararlanabileceklerdir).

Seyahatlerimizde mistik "çakallıklara" izin verilmeyecektir. Mesela; sürekli bir sonraki Kadir Gecesi'ne gidip ihya ettikten sonra daha sonraki yılın Kadir Gecesi'ne gitmek ve her gününü bir Kadir sevabıyla doldurma isteği, "centilmenlik dışı istekler" kategorisinde değerlendirilecek ve bu kişilerin seyahat programı iptal edilecektir. 

Yolculuklarımızda "zaman" isimli süper kahraman muavinlerimiz yolculara yardımcı olacaktır. Za:Zaman Admini ifadesinin kısaltılmışı, man da bildiğiniz gibi, adam manasında (Zaman-Süperman gibi düşünün yani...) Zaman'lar da Clark Kent tipli insanlardan seçilecek. Zaman kelimesinin tersi namaz olduğu için bizimkiler Namaz Kılark Kent olacak tabii... Kıyafetlerinin üstündeki "Za" sembolü ile kolaylıkla onları tanıyabileceksiniz. Seyahatlerde boş zamanımız olmayacak, sürekli bir şeyler için koşturacaklar etrafta. 
"Hangi çağdayız?"
"Kaç gibi varırız, telefonla soruyorlar da, karşılamaya gelecekler..."
"Titanyum devrini geçer geçmez sağda inecektim, unutma evladım"
"Merkez Futurgar'a kadar durmayacak, öyle mi?"
"Orada zamaniçi servisleriniz var mı?" 
gibi sorularınız için her daim hazır bulunacaklardır. Şimdiden, güvenli yolculuklar...

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

Gıç Düşler

Gıç Düşler

Gıç Düşler:

Ülkemizde olumsuz seyreden her şeyin başlıca müsebbibi olarak görülen Dış Güçler'in harfiyat kanyonuna girmiş versiyonudur. 

Dış güçleri suçlama kadim bir gelenek olup her dönem kullanılmıştır. Ancak 2019 yılı itibarıyla yaklaşık 17 yıldır aralıksız, ilgili-ilgisiz her şey için öne sürülen ilk argüman olması artık komik olmaya başlamış ve bu vesileyle harfiyat kanyonu'na girmeye aday olmuştur. Hani, ekonomi bozulur, sebebi "dış güçler" olur, uluslararası arenada hak ettiğimiz bazı ödülleri alamayız, bizi çekemeyen "dış güçler" vermemiştir, ülkeye nifak tohumları atılır, "dış güçler"in oyunudur denir... Eyvallah, bunları tamamen doğru kabul edemesek de komple yalanlanamaz ifadeler sonuçta. Ama şu habere bir bakın hele:

"Belediye şoförüne verdiği 'tuvalet önünde oturma cezası' ile gündeme gelen ve görevinden istifa etmek zorunda kalan Güngören Belediyesi başkan yardımcısı Veysel İpekçi kendini savundu. 9 dakikalık 'savunma videosu'nda ilginç iddialar ortaya atan İpekçi; Güngören'de, komünizme ve kapitalizme alternatif bir ekonomik sistem geliştirdiği için 'dış güçlerin' hedefi olduğunu söyledi. İpekçi 'elhamdülillah imam hatipliyim. Ak Parti'den istifa etmeyeceğim' dedi."

 Gelin de "bu adamın başına gelenler Gıç Düşler'in işi" demeyin...


Harfiyat Kanyonu ana sayfası


Recaip Kandili

Recaip Kandili

Recaip Kandili: 

Recepler kandili demektir. Recaip, Recep kelimesinin çoğulu olabilecek acaip bir kelimedir. Arapça'da isimlerin çoğul hallerini oluşturmak için tek bir kalıp yoktur. Türkçe'de isimlerin sonuna konulan -ler/-lar ekleri ile, İngilizce'de -s/-es/-ies ekleri ile çoğul anlamı verilir. Arapça'da ise çoğu kelimenin sonuna -at eki getirilerek yapılabilse de belirli bir kural yoktur. Buna cem'-i mükesser denir. Kitap kelimesinin çoğulu kütüp, garip kelimesinin çoğulu gureba, hadika(bahçe) kelimesinin çoğulu hadaik'tir mesela... Rağbet kelimesinin çoğulu olan reğaib kalıbından yararlanarak Recep kelimesinin çoğulunu Recaip olarak belirlemiş oluyoruz, vatana millete hayırlı uğurlu olsun. 

Şimdi diyeceksiniz ki "nereden çıktı bu, tek Recep neyimize yetmiyor?" Efendim, ismi Recep olan bir arkadaşınızı veya tanıdığınızı düşünün. Bu Recep, her gün bambaşka fikirler, hayaller ve davranışlarla karşınıza çıkıyor olsun. Bu bambaşkalık o seviyede ki, bir önceki gün yaptığı ve söylediği her şeyi inkar edip aniden zıddını iddia edebiliyor. Kılık kıyafetini de ona göre ayarlayıp gömlek değiştiriyor durmadan. Her gün değişiyor, avutuyor sizi, bir bilmece gibi, çözemiyorsunuz onu... Onunla başınızın dertte olduğunu düşünüp ne yapacağınızı bilemez halde olduğunuzu hissediyorsunuz... Anlık değişen ahval-i aleme karşı her güne yeni bir Recep ihdas ediyor sanki. 

Recep'in doğduğu günü kandil kudsiyetinde kabul eden muhipleri, değiştikçe yeniden doğan Recep'ler için ayrı ayrı kandil kutlaması yapmak isteyeceklerdir muhtemelen. Bu kandilin adı da olsa olsa Recaip Kandili olur. Bu da her günümüzü recaip kandili yapar. 

Yukarıdaki evsafa uygun Recep isminde bir tanıdığınız varsa Recaip Kandilinizi ruh u canımla tebrik eder, Alem-i İslam nezdinde hayırlara vesile olmasını niyaz ederim. Lütfen bu mesajı en az elli tanıdığınıza yollayınız muhteremler...

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

Şihir Hastaneleri

Şihir Hastaneleri

Şihir Hastaneleri:

Sihirli, büyülü sözler barındıran şiirlere şihir denir. Örnek vermek gerekirse

"Büyüdükçe büyüyor gözlerin (gözler büyü!)
Ben sana mecburum, bilemezsin 
İçimi seninle ısıtıyorum
(Attila İlhan, Ben Sana Mecburum)

Kiminin sihirleri o kadar etkilidir ki, okuyanları yatağa düşürür ve hastaneye kaldırtır. Şihir mağdurları öyle her hastaneye götürülemez, gidilecek hastanenin bir şihir hastanesi olması şarttır.  

Şihir hastaneleri Kemalettin Kamu-İsmet Özel işbirliğiyle kurulmuş en az 5000 divanlı hastanelerdir. İnşaatları için bir servet-i fünun ödendiği yönünde eleştiriler almaktadır. Masraf kalemlerinin çokluğu hastane işleticileri tarafından "kırtasiyeden tasarruf olmaz" gibi garip bir argümanla savunulmaktadır. 

25 yıl boyunca sevda garantisi verilen bu hastanelerde, ayrılıklar da sevdaya dahil edilip ona mahsuben işlem yapılmaktadır. Burada çalışan sağlık görevlilerinin kadın olanlarına hemşiire, erkek olanlarına ise hemşiir denir.  Genel vatandaş tepkileri şu şekildedir: 

Berkin Son: "Titrerim müflis gibi, bakdıkça faturama..."

Hakkı Yenilmiş: "Bizim hanım redifteri aşkısı olmak istedi, aşkının SGK kapsamında olmadığını söylediler, böyle şey olur mu?

İmge Lem: "Temaografi ücretleri çok yüksek,  iğneleyici bir mısra için bile 50 lira istiyorlar, hiç insaf kalmamış bunlarda..."

Harfiyat Kanyonu Ana Sayfası

ZekAi

ZekAi

ZekAi:

Facebook-feys ve instagram-insta örneklerinden de anlaşılacağı üzere, bir hece veya bir harf bile kısaltmayı kâr sayan milletimizin yapay zeka için üretebileceği kelime alternatiflerinden biri. Hayır, anlamadığım şu; instagram ile insta arasında bir gram fark var sadece! O bir gramı söylememek ne kazandırıyor insanımıza acaba?

Nesneleri bile kişiselleştirmeyi ve onlara bir karakter vermeyi seven bir milletiz. Kara Tren gecikir ve bazen canı istemezse gelmez, dağlarda salınır da şairin halini bilmez... Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanında "Mübarek" ismini verdikleri bir duvar saati vardır. Eşyalara bile insan muamelesi çekenler, öğrenme ve karar verebilme yeteneği olan yapay zekayı boş geçmez herhalde, muhakkak bir insan ismi verilir. Uzaylıya bile Zekiye ismini vermişsek yapay zeka anlamı ile münasip bir insan ismi ile yad edilmelidir. 

Kanaatimce, yapay zekaya bulunacak en uygun Türkçe takma isim ZekAi olacaktır. ZekAi'nin ilk kısmı yapay zekanın zekasından, "Ai" kısmı da ingilizcesi olan "Artificial Intelligence" kısaltmasından geliyor. "Şu işi kim yapay?" sorusu sorulduğunda sorumluluktan kaçmak maksadıyla birilerini öne sürmek huyu olanlar için ZekAi bulunmaz bir nimet olacaktır. Ne sorulsa "ZekAi yapay" diye cevap verebilir. Zeka-i Yapay isimli yazımızda "muhterem Zekai bey hazretleri" ile başlayıp ZekaTÖ ile bitebilecek bir serencamın hikayesini bulabilirsiniz...

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

Kutlu Parsalar Atlası

Kutlu Parsalar Atlası

Kutlu Parsalar Atlası:

Meraklısı orijinalini bilir de, bilmeyenler için söylemek gerekirse, yazar İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası isimli kitabının harfiyat kanyonu tahrifatına uğramış şeklidir. Şimdi gelelim bizim müstahref atlasımıza:

Asıl adı İnsan Yoktan Yanar olan ve Uzun İnsan Efendi lakabıyla anılan yazarın bir eseridir. Kitabı hem yazmış hem de içindeki karakterlerden biri olmuştur. Uzun İnsan Efendi, adı gibi uzun bir yolculuğa çıkar. Yolculuk şartları çetindir. Uzunluğuna, rümekle aşınmazlık özelliği eklenince yol, İnsan Efendi'nin bir çok ayakkabısının telef olmasına sebep olmuştur. Bundan mütevellit, yanında daima yedek ayakkabılarının bulunduğu kutular taşır. Yolculuğunu soranlara "kutulu yürüyüş" yaptığını anlatır. Yolculuk sürdükçe kutu sayısı artmış ve bazılarının aklına, İnsan Efendi'nin bütün kutularında ayakkabı olmayabileceği düşüncesi gelmiştir. Ya kutu işi paravansa? Ya kutularda ayakkabı değil de para varsa? Şüpheleri ortadan kaldırmak isteyen İnsan Efendi, kutularda kut-u layemût(ölmemeye yetecek kadar gıda) denebilecek kadar azığı olduğunu söyleyip ulu bir kısaltma yaparak(bir u harfini silerek!) yolculuğunun ismini "kutlu yürüyüş" olarak değiştirir. Yol boyunca toplanan parsalar da artık kutlu parsalar halini almıştır.


İnsan Efendi, yolunda gidenlere, parsaları nereden ve nasıl toplayacaklarını tarif ettiği bir kitap olarak Kutlu Parsalar Atlası'nı (kısa okunuşu ile KPA diyenler de vardır) yazmıştır. Şatafatlı "baby shower'lar, ihtişamı ve israfı ile göze batan "hoşgeldin partileri", kırk günlük bebeklere görgüsüzce düzenlenen kına gecesi ve mevlitler, el kadar bebeğe alınan kafam kadar tek taş pırlanta yüzükler... Bütün bunlar ve daha bilmediğimiz nefsi şımartan nice uygulamalar, kutlu parsalar toplandıktan sonra yapılabilen şeylere örnektir..

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

Boy Updates'i


Boy Updates'i:

Zaman zaman Client'ların almak zorunda oldukları bazı güncellemeler vardır. Güncellemeleri yüklemezseniz bazı fonksiyonlar sisteminizde/uygulamanızda çalışmaz hale gelir. Bazı güncellemeler o kadar büyük olur ki, neredeyse yeniden kurulum yapmış gibi olursunuz. İşte bu güncellemelere boy updates'i denir.  


Harfiyat Kanyonu ana sayfası

Taşermek


Taşermek: 

Bir işi yapabilecek gücü olduğu halde, birilerine para kazandırmak maksadıyla o işi taşerona devretmek. Ranta gebe sistemlerde çok görülür. Taşeronluk yapan firma/kişiye de "müstaşer" ya da "müstaşeron ileyh" denir. Konuyla ilgili bir makale için bakınız: Kadrolu Karınca ile Outsource Böceği

Bir yapı düşünün ki, kendine yakın beş-on tane firma seçip bütün ihaleleri onlara veriyor. Böcekler gibi bütün ihalelere dadanan ve daha çıkılmamış ihaleleri bile kazanmakla müjdelenmiş bu on firmaya "aşeret-ül haşere-til mübeşşere" denir. 

Kömür çıkarma işini bir haşereye taşere eden bir sistem düşünün. Sistemin taşerdiğini anlayan haşere, sisteme kömür yerine taş verebilir...

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

Kalpitalizm

Kalpitalizm

Kalpitalizm:

Sevgililer günü (St. Valentin's Day) olarak da bilinen 14 Şubat zamanlarında, şu ikilemi yaşayanlar olur: akıl, bu işlerin kapitalizm oyunları olduğunu, tüketim çılgınlığına uyarak onların ekmeğine yağ sürmemek gerektiğini falan söylese de kalp bir derece bu hediye-mediye işlerine meyleder. Meyil demişken, tam manasını da söyleyelim bu kelimenin, arapça kökenlidir ve eğilmek anlamına gelir. 

Tabii, bir derece dediğime bakmayın, açısal olarak daha fazla meyleder bu kalp. Eğik yazılara ne dendiğini duymuşsunuzdur: İtalik. Hah işte, o işlere meyleden kalp artık kalpitalik olmuştur. Bu akıma da kalpitalizm denir. Vahşi kalpitalizmde akıl sadece tüketimi yapılan şeylerin taksitlerini hesaplamak için kullanılır. 

Bu vesileyle bütün İslam Alemi'nin 14 Şubat'ını tebrik eder, muhabbetlere vesile olmasını temenni ederim.

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

ASCII Memnu



ASCII Memnu:

Merkezi işlem biriminin yongasına aşık olan bir Bellük biriminin (asıl adı Ek-RAM olan bellek birimidir, arkadaşları kendisine Bellük lakabını takmışlardır), yongasına ASCII kodları ile yazmaya başlamasını konu alan bir hikayedir.Yonga da boş değildir belli ki Bellük birimine karşı, iki dirhem bir çekirdek dolaşır sürekli... Belleğin yolladığı verileri alır ve kendi işlediği verileri kendisine geri yollar.

Yasak aşk bir şekilde sistemdeki her birim tarafından duyulur ve şalterin olgunlaşmasını bekleyen işletim sistemi olaya el koyar. Daha doğrusu, yönetime el koyar. İç işletim kanunun 35. maddesine istinaden, kaybolan emniyet ve asayişin yeniden sağlanması için compüt erleri ile birlikte sistemi resetlerler. Elektrik kesintisi ile birlikte Bellük birimindeki bilgiler kaçar. (Laf aramızda, o sırada ABD'de Damdaki Kemancı müzikalini izlemekte olan Bill Gates'e reset darbesi iletildiğinde "our boys did it/bizim çocuklar başardı" dediği rivayet edilimektedir) ASCII kodlarıyla yazmanın yasaklandığı duyurulur her yerde. O günden sonra ASCII memnu'dur meskûn mahallerde...

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

"Borcun"teller

Borcunteller

"Borcun"teller: 

Günlük, haftalık, aylık ve hatta yıllık olarak insanların borçları ve yükselen borçlarına ilişkin yorumlar yapan kişi. Falcı anlamına gelen İngilizce "fortuneteller" kelimesinden ilhamen ve tahrifen elde edilmiştir. En meşhur borcunteller Medyun Memiş'tir. Medyun Bey'in borç yorumları şu şekildedir:

Balık borcu: “Ne borcu abi?” deyip bir süre alacaklıları oyalayabilirsiniz. Merak etmeyin, kimse uyanmaz duruma.

Yay borcu: Borcunuzu, taksitlerle zamana yayabilirsiniz. Ancak unutmayın ki müebbete bağlamak mümkün değildir. Taksitleri abartmayın, sonra başınız ağrır.

Akrep borcu: “Cep” uygulamalarına kendinizi çok kaptırıyorsunuz. Acilen cepleri terk edin, yoksa telefon faturası borçlarınız kabaracak.

Kova borcu: Doluya koysanız almıyor, boşa koysanız dolmuyor… Sizin işiniz de zor valla…

Terazi borcu: Terazi var tartı var, her borcun bir vakti var… Vadesi gelen borçlarınıza dikkat edin.

Aslan borcu: Yattığınız yerden borcunuzu ödeyemezsiniz, belli değil mi?

Başak borcu: Borç büyüdükçe boynunuz eğilecek. O kadar borcu yaparken düşünseydiniz keşke!

Boğa borcu: Borcunuz dokuz boğum gözüküyor, boğa boğa ödeyeceksiniz. Hadi gözünüz aydın, kurtulacaksınız borçtan…

İkizler borcu: Fiyat düşürmek için “İki tane alsak ne olur?” diye diye yok yere borçlarınızı arttırdınız. Hadi şimdi düşünün bakalım, kim ödeyecek bu borcu?

Koç borcu: Koç tersten okununca ne olur? Çok… Hah, işte sizin de borcunuz öyle…

Yengeç borcu: “Alacağım var” diyen geçmiş sıraya, sizi bekliyor. Allah kolaylık versin…

Oğlak borcu: “Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter” derler de, bitmiş otunuz da bir yere kadar… O da bir gün biter. Hazıra dağ dayanmaz.

Harfiyat Kanyonu ana sayfası

Öne Çıkan Yayın

BARO'OK Dönemi

Yıllardır, para ve inşaat işleri ile anılan partimizin sanat-kültür işlerinden uzak olduğu zannedildi. Haddizatında, bizim dönemim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...