Bu Blogda Ara

Arşiv

bütçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bütçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Göçtü Sevdalarla Bütçem...


Göçtü sevdalarla bütçem

Seçim dönemi, ekonomik dengeleri fena etkilemişe benziyor. 2019 yılı ilk dört ayında gerçekleşen bütçe açığı toplamı 55 milyar liraya yaklaştı. Geçen sene bu rakam 23 milyar civarı imiş. Sadece Nisan ayı için açık 18 milyar lirayı aştı ki, bu da geçen sene 2,8 milyar liraymış. Son bir yıllık açık ise çok açık: 100 milyardan fazla! Nerede kullanıldığı bizler tarafından  bilinmeyen Cumhurbaşkanlığı örtülü ödenek harcamalarının da ilk dört ay toplamı bir milyar liraya yaklaşmış. 

HEDEFLERE DİKKAT, DİBİ TUTMASIN...

Ekonomik planlarımız içerisinde yıllık toplam 80 milyar lira açık vermek hedeflenmişti. İlk çeyrek için 55 milyar ile o hedefe çok yaklaştık. Bütün ekonomik hedeflerimiz tutuyor hamdolsun... İşsizlik rakamları da değişmemiş olarak açıklandı. 24 Haziran ile birlikte faizle, kurla, enflasyonla mücadele yetkisini bir kişiye devretmenin mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz nasıl olsa. Mart ayı sanayi üretim rakamları açıklandı. Yıllık bazda % 2,2 daralma görülürken aylık olaraksa % 2,1 artış olmuş. Ekonomi bakanımız, TÜİK’in açıkladığı Mart ayı sanayi endeksini değerlendirirken "Sanayi üretimindeki pozitif trend devam ediyor. Özellikle kamu bankalarımızla birlikte açıklayacağımız paket ile sektörümüzdeki dengelenmeye büyük katkı sağlayacağız" dedi. Hedefleri tutturacağız derken ortamı çok ısıtmamaya dikkat etmek lazım. Fazla ısınırsa hedeflerimizin dibi tutabilir.

Vergi indirimiydi, imar affıydı, trafik cezalarının silinmesiydi derken, gelir dengesi iyice bozulmuşken, dağıtılan teşvikler ve krediler de giderleri şişirdi mi? Sonuç, para bitti! Önce Merkez Bankası’nın açıklanan rezervlerinin gerçeği yansıtmadığı haberleri geldi. Ardından, ateşi yükselen dolara ilaç bulmak için kamu bankaları öncülüğünde bir haftada 4,5 milyar dolar satışı yapıldığı söylendi. En kötüsü de Hazine’nin Merkez Bankasın’dan ihtiyat akçesi kaleminde bulunan 40 milyar lirayı istemiş olduğu bilgisi. “Gönül işi” dedikleri belediyeleri kazanmak için yapılan masraflar Müzeyyen Senar’ın şarkısı gibi “Göçtü sevdalarla bütçem, ihtiyat akçesine muhtaç oldum bugün / Ak pak olmuş seçmenim de bîkarar oldu bugün” dedirtecek galiba.

TABANA KUVVET!

Vergilerin tabana yayılacağı müjdesi(!) tam gazla hayata geçmeye devam ediyor. Cep telefonlarında ÖTV oranlarında yapılan zamların ardından, 15 Mayıs günü yapılan düzenlemeler de dikkat çekti. 22 Euro’ya kadar olan yurtdışı alışverişlerinde tanınan gümrük muafiyeti kaldırıldı. Daha önce 75 Euro olan bu rakam, kademeli olarak önce 30’a sonra da 22’ye düşmüştü. Bakan Albayrak daha önce bunun sinyalini 2019 başlarında vermiş, posta ile gelen ağırlığı 0-2 kg arasında olan zarfların çokluğundan şikayet etmişti. Artık yurtdışından e-ticaret siteleri aracılığıyla gelen her üründen yaklaşık % 18 gümrük vergisi alınacak. 

Bir diğer düzenleme döviz alım satımı ile ilgili. Kambiyo işlemlerinde satış üzerinden binde bir oranında vergi alınacak. Sonuncu düzenleme de yurtdışından getirilip pasaportlara işlenen cep telefonları ile ilgili. Her bir pasaporta tanınan iki yılda bir telefon getirebilme süresi değişti ve üç yıla çıkarıldı. Üstelik artık sadece pasaport sahibinin adına kayıtlı olan telefon numaralarında kullanılabilecek. 

Bu düzenlemeler kasayı doldurmaya tabii ki yetmez de, bunların 23 Haziran öncesi çıkarılmak zorunda kalmaları seçim sonrası için vatandaşı “gara gara” düşündürmüyor değil!


Sarayın Asgarileri


Sarayın Asgarileri
Sayıştay’ın 2017 yılı Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın harcamalarına dair yaptığı denetim çalışmalarının raporları haberlere konu oldu. Tabi, haberlere konu olan harcamaların büyüklüğü. Efendim, Saray’ın bir yıllık masrafı 658 milyon liradan fazlaymış. Aylık olarak bakılırsa 54 milyon, günlük olarak da 1,8 milyon lira olarak hesaplanabilir. Bu masraf sadece Beştepe’nin, yapımı planlanan veya devam eden saraylar buna dahil değil, örtülü ödenekten de bahsedilmemiş, şu anda bilinmiyor.

1,8 milyon lira, asgari ücret üzerinden maaş alan kaç kişinin gelirleri toplamıdır diye bakılırsa yaklaşık olarak 1150 çıkar. Fesübhanallah, kamuoyu nezdinde bilindiği kadarıyla Saray’daki oda sayısı ile aynı! Yani her bir odasının bir günlük masrafını karşılamak için gerekli olan parayla, bir asgari ücretli çalışan  bir ay idare ediyor. Pek tabii, raporda sadece rakamlar yer alıyor, bunların büyüklüğünü anlatmak için daha çok bilinen birimlere benzetilmesi habercilerin işi.

İktisadî olarak zor şartlar altında olduğumuz bugünlerde, dudak uçuklatan rakamlar ihtiva eden raporunun haber olmasının ve bu rapora bakıp Saray’a eeiştiri okları göndereceklerin mesuliyetinin kendisine yükleneceğini hissetmiş olmalı ki  Sayıştay, bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Açıklamada özetle, raporda Saray’ın kendisine ayrılan bütçeyi aşmadan harcama yaptığının belirtildiği ve kamunun zarara uğratıldığı gibi haberlerin doğruyu yansıtmadığı, en azından kendi raporlarından hareketle bunu söylemenin mümkün olmayacağı ifade edildi.

Açıkçası, “Bütçede olmadan nasıl böyle harcadılar, kamuyu nasıl zarara soktular” diye haber yapanı görmedim. Olsaydı, haberi yapanların mahkemeye verildiği haberi şimdiye kadar çoktan çıkardı herhalde. Herkes rakamların büyüklüğünü kendince tasvir etmeye çalıştı. Bana en çok asgari ücret ile ifade edileni anlamlı geldi; Hababam Sınıfı filmini hatırlarsanız, bir grup “hababam” öğrencisi, okullararası bilgi yarışmasına okulu temsilen katılır. Sorulardan biri bir mil’in kaç metre olduğudur. Gelen kopya sayesinde Damat Ferit, bir milin 1609 metre olduğunu söylerken, Güdük Necmi de bir milin 5280 ayak, bir milkarenin de 2590 km2 olduğunu ekler. Neticede fazla bilgi göz çıkarmamıştır. Tevafuğa bakın ki bizim şimdiki asgari ücret de net olarak 1603 TL’dir.

Dış borçların rekor kırdığı, cari açıkların giderek açıldığı, enflasyon canavarının azgınlaştığı, döviz kurlarının tavan yaptığı günlerde, 658 milyon liranın harcanmasını sorgulamak abes bir şey midir? Küçükken “sıra sıra odalar, birbirini kovalar” diye sorulan bilmeceyi duyduğumuzda aklımıza “bi’ tren” gelirdi. Artık bütçeyi bitiren bir şey geliyor olmalı. Aman ha, aklınıza ilk gelen şey değil. Katar gibi düşünün. Hayır efendim, Katar derken ülke olan değil, korkarım ki o da aklınıza ilk gelen şeye doğru götürür. Cevap; sürücüsüz arabalar! (“Merhabalar, nasıl gidiyor arabalar?” esprisinin de sürücüsüz arabalarla ilgili olduğunu düşünüyorum)

Cemiyet içerisinde bu harcamaları çok normal ve itibar için gerekli görenler var tabii. Ak tolgalı bir beylerbeyi komutasında hareket eden AKıncı grup için Yahya Kemal’den ilhamla şunu diyebiliriz:

“1150 asgari ücretli saray askeri o gün çocuklar gibi şendi
Aylıklarının toplamı dev gibi bir sarayın bir günlük masraflarına denkti”

Diğer bir kısım insan ise “nihai-end” makamında  şöyle bir şarkı terennüm ediyor:

“McKinsey’e etmem şikayet, ağlarım ben halime...”

Ekonomik planlarda sıkı mali politikalar uygulanacağının sinyalleri verilip vatandaşlar her fırsatta tasarrufa davet ediliyor. Bugünlerde herkesi kapsayan, sistemden çıkılamayan, zorunlu bir BES getirileceği ve kıdem tazminatları konusunun kaldırılacağı söyleniyor. (Çalışanların maaşlarından kesilerek zorunlu bir bireysel emeklilik sistemine dahil edilmesi projesi şu anda kademeli olarak işliyor ve gittikçe daha çok çalışan bu kapsama giriyordu, istemeyen çalışanlar iki ay sonrasında BES’ten çıkabiliyordu)

Sayın AK tolgalı, “çocuklar gibi şen” olanları ister as gari, ister kes... Çünkü onlar sarayın “asgarileri”... Şu parasızlık günlerinde tasarruf etmek yerine “tasarruy” (saraylanma) devam ettiği sürece sırayla hepimiz “Sarayın Asgarileri” olacağız gibi...

Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/sarayin-asgarileri_475028



Öne Çıkan Yayın

Bir Bekadır...

Gazete Duvar karikatürü   Son zamanlarda, Türkiye’deki kutuplaşmayı anlatan “Bir Başkadır” adlı dizi konuşuluyor. Dizide çizilen farklı kesi...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: