Bu Blogda Ara

Arşiv

köprü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köprü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Orada Bir Altyapı Projesi Var Uzakta...

Orada bir altyapı projesi var uzakta
Bir zamanlar, ülkemizde yapılması en kolay işlerden biri müteahhitlikti. Çok fazla bilgi ve tecrübe gerektirmemesi, sermaye kullanılmadan yapılabilmesi ve bol kazancı sayesinde tercih edilen mesleklerden biriydi. Bu işin okula veya eğitime de ihtiyacı yoktu üstelik.
Bir müteahhit kabaca şöyle iş yapar; yolda giderken gözüne takılan bir arsanın sahibini arayıp bulur ve o arsayı değerlendirecek bir inşaat projesi yapabileceğini söyleyerek mal sahibine kat karşılığı vermeyi teklif eder. Ardından inşaat malzemesi satan bir yerle yine kat karşılığı anlaşma yapar. Arsa ve malzemeyi bulduktan sonra inşaat işini yapacak bir ekip bulur ve onlardan da kat karşılığı iş yapmalarını ister. İşin sonunda arsası, malzemesi ve parası olmadan ayrıca inşaat işiyle kendini yormadan kendine bir veya bir kaç daire elde etmiş olur. Yaptığı iş sadece organize etmek ve takip etmek. Proje daha tasarım aşamasındayken cafcaflı, üç boyutlu maketler ve çizimler yapıp bunları kullanarak peşin parayla daireleri satmaya başlarsa anında eline para da geçecektir.

Günümüz şartlarında işler bu kadar kolay dönmüyor artık, müteahhitler tarafından ödenecek harçlar ve masraflar arttı, yeterlilik belgesi, sermaye gibi şartlar geldi, kısaca eski cazibesi kalmadı. Yani anlayacağınız bu bir yatırım tavsiyesi değildir.

Hükümetle arası iyi biriyseniz şöyle iş yapma ihtimaliniz olabilir; altyapı projelerinin ihalelerini maliyetinin üstünde rakamlarla alabilirsiniz. Paranız mı yok, hiç dert değil. Hazine size kefil olup ve öncelikli olarak devlet bankalarından borç alabilirsiniz. Millete hizmet (!) maksadıyla yapılan projelere de hazine kefil olsun bi’ zahmet. Bankalar o kadar parayı yutdışından bulur muhtemelen, ama sorulduğunda devletin değil özel şirketin borcu olduğu söylenir. 20-30 sene kadar işletme hakkını elinizde bulundurursunuz, ancak yeterli gelmeyebileceğini düşünen devletimiz bir de işletme garantisi verir. Proje havaalanı ise belli bir sayıda yolcunun kullanması, hastane ise günlük/aylık hasta sayısı, köprü ise günlük geçiş sayısı hakkında garanti verilir. Hiç kullanım olmasa bile sabit bir asgarî kazancınız olacağı bilgisiyle yıllarca rahat edersiniz. Vergi borçlarınız uzlaşmaya açık biri olduğunuz için silinebilir meselâ. Tabiî, bunlar hep ihtimal…

Diyelim bu ülkenin vatandaşı değilsiniz, yine dert değil. Zamanında 20 milyar dolar paha biçilen bir kamu kurumunu 5 milyar dolar gibi “tele-komik” bir fiyatla alabilirsiniz. Korkmayın, paranız yoksa ülkemizin bankaları size kredi verecektir. Memleketinizde işler kesat mı gitti? Borcunuzu ödemeyebilirsiniz. Bu arada geçen sürede bu işletmeden elde ettiğiniz kâr da 15 milyar dolara yaklaşabilir, inanın, bu konuda arıza çıkarmayız.

Son yıllarda yapılan bazı projeler için hazine tarafından verilen asgarî kullanım garantileri şöyle; Yavuz Sultan Selim Köprüsü 135 bin, Avrasya Tüneli 68 bin 500, Osman Gazi Köprüsü 40 bin günlük araç geçişi. Hazine arazilerinin üzerine kurulan ve özel şirketlerin yönetimi/işletmesine devredilen kamu hastaneleri için devletin şimdiden 27 milyar dolar tutarında bir yükümlülük altına girdiği ve % 70 oranında doluluk garantisi verildiği söyleniyor. Vatandaşı hasta ederek verilen garantilerin tutturulması ve böylece devletin cebinden ek bir masraf çıkmaması için canla başla çalışan hükümetimizin bu çabaları takdire şayandır. Adeta “vatandaşı hasta etmeseydik de bu şirketleri mi besleseydik?” demektedir. Zaten bunu eleştirenler de ya dış mihrakların adamı veya teröristtir afedersiniz…

15-20 hatta bazı projelerde 25 yıla varan sürelerde işletimi kapsayan bu garantileri görünce ister istemez akla “orada bir altyapı projesi var uzakta, gitmesek de, geçmesek de onun parası bizim borcumuzdur” dizelerini getiriyor.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Harun Karacan, geçen hafta “Türkiye bugünlere 2002 yılından sonraki süreçte Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımız Recep Tayyip Erdoğan vasıtasıyla buraya geldi. Türkiye’nin elde etmiş olduğu imkânlardan dolayı hepimizin borcu var, hepimiz şapkamızı önüne koyup 2019 seçimlerinde Cumhurbaşkanımızın nasıl elini rahatlatabiliriz bize düşen görev bu” dedi. Tam olarak hangi bağlamda ve niyette söylediğini bilmiyorum, ama hazine garantileri sebebiyle bütün vatandaşlara taalluk eden ve yıllarca sürecek bir borcumuz var, onu biliyorum. Borçlar konusu gündeme gelmişken hatırlatayım dedim.
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/orada-bir-altyapi-projesi-var-uzakta_450650

Teröre Karşı Bir Cevap Olarak Köprü

Teröre karşı cevap olarak köprü

İstanbul-İzmir yolunu, söyleyen kişisine, nerede ve ne zaman söylendiğine göre değişen bir seyahat süresi miktarınca kısaltan OsmanGazi Köprüsü’nün açılışı, yurdumuzun en büyük ve prestijli havaalanında gerçekleştirilen ve 45 kişinin vefatıyla sonuçlanan menfur terör saldırısının iki gün sonrasında yapıldı.

Yıllar öncesinden planlanan bu köprünün en çok ihtiyaç duyulduğu bayram öncesi bir zamanda bitirilmesi ve hizmete girmesi çok önemliydi. Açılışın bir zorunluluktan kaynaklandığı belirtilip alayiş ve nümayişten uzak, sade bir tören düzenlenebilirdi. Ancak coşku ve sevinç açısından herhangi bir zamanda yapılan açılışlardan bir farkını pek göremedik, hatta bayram ilan edildiğini de gördük.

Bu köprünün açılışı ile eş zamanlı olarak Ankara’da bir grup AKP milletvekili, töreni canlı olarak televizyondan izlemekle yetinmeyip hemen orada bulundukları yerde, kendi tabirleri ile “gıyabî” olarak kurdele kesti. “Madem bu kadar seviyorlardı, neden açılışa gitmediler ki?” diye sormayın, o sırada aslında kurdele ile birlikte danıştay ve yargıtay üye sayılarını azaltıp bu kurumları yeniden yapılandıracak yasa tasarısı ile hukukun önünü kesmeye de çalışıyorlardı. Gıyabi kurdele kesmek ve mesajı okununca ayakta dinlemek ancak “Putin” önünde Rusya’da rastlanabilecek olaylardan…

Açılışta, dünya motorsiklet şampiyonu olmuş sporcumuz Kenan Sofuoğlu da saatte 400 km hızla bir gösteri geçişi gerçekleştirdi. Allah’tan, 400 km/s hız ile ve huzur içerisinde tören bitirildi. Zannedersem 330 km/saat hız yapılsa, o da olumlu karşılanırdı. Tamam, 267’nin üstü her türlü kabul edilecekti. Siyasilerimiz köprüden her bahsettiklerinde, İstanbul-İzmir mesafesinin artık kat edilebileceği süreyi farklı söylediler. Dört dediler, üç buçuk dediler ve açılış günü 3 dendi en son. Ben de arttırıyorum; Sofuoğlu’nun hızı ile gidilirse İzmir’e iki saat içerisinde yetişmek mümkündür!

Başbakan Binali Yıldırım, köprünün teröre verilecek en iyi cevap olduğunu söyledi ve sosyal medyada epey bir makara konusu oldu. Hemen öncesinde gerçekleşen saldırı etkisi ile söylenmiş popülist bir söz gibi dursa da, doğruluk payı oldukça yüksek bence.

Toplumsal hayatı en çok etkileyen ve anarşiye sebebiyet veren hususlardan biri de adaletsiz gelir ve sermaye dağılımıdır. Toplam sermayenin yüzde seksen beşini, halkın yüzde on beşi elinde bulunduruyorsa adaletsiz bir dağılım vardır, demektir. Kapitalist sistemlerde para sahipleri çok kolay yoldan para kazanıp servetlerini katlayabiliyorken, emekçi kesimi ne kadar çalışması oranında bir gelir artışı sağlayamamaktadır. Çünkü para parayı çeker. Bu sebeple toplumu oluşturan ekonomik gruplardan en altta olanları, en yüksekte olanlarına karşı bir hırs ve kin ile bakabilmektedir.

Burada “zekât” köprüsü toplumsal bir terörü önlemek konusunda en iyi çözümdür. Zengin zekât verdiği zaman bir minnet duyamaz, çünkü kendi namına ve kendi parasından vermiyor. “Fakirin hakkı” olduğu belirtilen bir kısım malı gerçek sahiplerine ulaştırıyor. Zekâtı alan da aslen Allah’ın kendisine gönderdiği bir nimet olduğunu bilir ve sebep olan kişiye karşı en azından düşmanane bir tavır geliştirmez. Hem zekât vereceğini bilen kişi, zarar etmemek ve ekonomik olarak küçülmemek için daha çok çalışıp, daha fazla yatırım yapar. Bu da istihdamı artırır ve toptan ülke ekonomisine olumlu katkıda bulunur.

Yıllardan beri devam edegelen terör belâsına karşı alınmadık askeri önlem kalmamış ancak terör olayları yine de sona erdirilememiştir. Çünkü askeri yöntemler, doğası gereği kaba kuvvete dayanır ve bu kaba kuvvet de istismar edilmeye açıktır. Yanlış bir kuvvet uygulaması sonucunda bir terörist etkisiz hale getiriliyorsa, ona karşılık on, belki yüz kişide nefret tohumları yerleşip o oranda dağa/sokağa çıkışlar hızlanabiliyor. Suçluyu suçsuzdan ayırt etmeden yapılan her operasyon terörün devam etmesini arzulayan odaklara prim verir. Bir suçlu var diye bir köyü harap ederseniz, o köyü olduğu gibi terörize edersiniz ve kolay kolay da bu tahribatı telafi edemezsiniz.

Hak, hukuk, adalet, insan hakları, çoğulculuk, din ve vicdan hürriyeti, ifade özgürlüğü gibi temel evrensel değerleri tesis edip gönül köprüleri kurmak gerekiyor kalıcı çözümler için… Kutuplaşmayı ve şiddeti sonuç veren nefret söylemleri bir kenara bırakılmalı. “Düşmanları azaltıp dostları artırmak” için yapabileceğiniz en güzel köprüler, gönül köprüleri olmalı. “Durmak yok, yola devam” diyenler, durmadılar ve düşmanlarını bitirdiler. Yola “davam” diyenleri yiyerek devam ediyorlar. Yıkılan köprüler tamir edilmezse büyük bir terör tehlikesi var, Allah korusun. Evet, teröre karşı en güzel cevap köprüdür!

Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/terore-karsi-bir-cevap-olarak-kopru_402612
Tarih: 5 Temmuz 2016

Öne Çıkan Yayın

Üye kürküm üye...

  İktidar partisi son zamanlarda üye sayısını artırma hususunda fevkalade bir gayret sarf ediyor. Cafcaflı kutlamalarla yapılan üye kabu...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: