Bu Blogda Ara

Arşiv

stephen hawking etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stephen hawking etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hawking görse “Metrobüs icad oldu, metrik bozuldu” derdi…


Metrobüs Karadelik

Metrobüs araçlarının neden genelde siyah renkte olduğunu hiç düşündünüz mü? Tamam, arada sarı renkliler de var (kimse sarımızı test etmeye kalkmasın!) ama hepsinin de camları simsiyah filmlerle kaplı. Çünkü içeride neler olup bittiğini bilmenizi istemiyorlar! Profesyonel bir metrobüs binicisi olarak (evet, parasını vererek binenlerdenim), kendisini sadece gazete haberlerinden veya televizyonlarda bir dönem oynayan reklamından tanıyanlar için metrobüs hakkında “akbil”imsel temellere dayanan müşahedelerimi takdim edeceğim.

METROBÜS, BİR KARA DELİK OLABİLİR!

Metrobüs, içeri girmek için bir solucan deliği bulunması gereken, asfalt-zaman bükülmesi yaşatan, bilinen bütün kütle-hacim ilişkilerinin içinde tersine çalıştığı bir araçtır. E-5 karayolundan gidildiğinde saatler sürecek seyahatleri, içine girebilmeyi başaran yolcular için oldukça kısa sürede aldırıp adeta bir bast-ı zaman yaptırır. Durakları çok kalabalıktır, çevredeki bütün insanları kendine çeker. Metrobüs etki alanı içerisinde alışılagelmiş olan beşeri münasebetlerin işlemediği görülür. Kim kime, kuantuma… Bütün bunlara bakarak bir çeşit kara delik olduğunu söyleyebiliriz.

NEWTON, KUANTUM, ATOM FİZİĞİ KANUNLARI ve METROBÜS

Kitle çekim kanunu: Kendine ayrılmış yolda hızlı ve güvenli bir şekilde seyahat edeceğini düşünen kalabalık insan kitleleri için cazibe merkezidir. Kitleler bu çekimden kaçamaz.

Newton’un hareket kanunları: Her itmeye karşılık ve zıt yönlü bir itme meydana gelmektedir. Bir yolcunun üzerindeki net kuvvet, adamın kütlesi ve dövmeli kolunun çarpımı ile ölçülebilir. Aman diyeyim, herkese bulaşmayın!

Termodinamik Kuralları: Maksimum düzensizlikle sağa sola dağılmış olan yolcular, minimum enerji durumuna geçerler ve kımıldamaya bile artık mecalleri kalmaz. Herkes bulunduğu yerde çakılı kalır, kimse kendiliğinden boşluklara doğru ilerlemez.

İdeal Metrobüs Denklemi: Yolcuları arasındaki çekme ve itme kuvveti ihmal edilebilecek seviyede az olan metrobüslere ideal metrobüs denir. Gerçekte ideal metrobüs yoktur. Düşük insan basıncı ve yüksek oksijen bulunduğu durumlarda metrobüsler ideale yakın davranır. P.V=n.R.T denklemi ile gösterilir. Formülü “vapur-tren kullan, metrobüse bulaşma”  şeklinde okuyanlar olduğu gibi “paran varsa ne rahat” diyen fizikçiler de mevcuttur.

Heisenberg’in belirsizlik ilkesi: Boş koltuğun konumu bilinirken insanların ona koşarkenki hızı ya da insanların hızı bilinirken boş koltuğun konumu bilinemez. Oyüzden sadece bir tane boş koltuk seçin ve ona ulaşmaya çalışın.

Pauli’nin dışarılama ilkesi: En az beş durak sonra inecek olan insanlar kapı önlerinde yığılıp kalır ve inen yolcuları hızlı bir şekilde dışarı doğru iterek yeni yolcuların gelmesini engeller.

“İzafİETT” Teorisi: Kalabalıktan ve dolu gelen metrobüslere binememekten şikâyet ederek duraklarına boş bir metrobüs gönderilmesini isteyen yolculara “İETT’nin durakları kameralarla gözetlediği ve yoğunluğa göre araçları yönlendirdiği” şeklinde standart bir cevap gönderilir. Yolcular ve sistem tarafından gözlenen yoğunlukların -her nasılsa- aynı olmadığını ve İETT’nin izafi bir yoğunluk kıstası kullandığını anlatan teoridir.

Hacmi ve dıştan görünüşü aynı kaldığı halde, yolculuk boyunca kütlesi sonsuza doğru büyüyebilen metrobüslerin muamması hiçbir ölçü, kanun, teori veya formülle açıklanamamaktadır. Keza içerisinden bir otobüs dolusu yolcu indiği halde içi bir kişinin bilei adım atamayacağı kadar kalabalık olmaya devam eden metrobüslerin gizemi çözülebilmiş değil. Hatta, Kadir abi’nin “atom fiziğine de metrobüse de lanet olsun!” diyerek istifa ettiği söyleniyor. Metrik sistemi altüst eden metrobüsü Stephen Hawking görse, muhtemelen kuantum’a tövbe eder, fizikten elini eteğini çeker ve kendini şiire, sanata verirdi. “Körükoğlu” mahlasıyla şunu derdi herhalde:

“Bizden selam olsun Beylikdüzü’ne!
Çıkıp şu körüğe yaslanmalıdır
Yaslanıp da kitap okunmalıdır
Millet geldi tabur tabur dizildi
Beyaz Masa’ya şikayetler yazıldı
Metrobüs icad oldu metrik bozuldu
İETT artık ses vermelidir!”

Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/hawking-gorse-metrobus-icad-oldu-metrik-bozuldu-derdi_457091

Stephen, how king?

Dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking, insandaki saldırganlık iç güdüsünün teknoloji ile çok yıkıcı bir hal alabileceğini söyledi, bunun önüne geçebilmek için bir çeşit “dünya hükümeti” kurulmasını teklif etti.
Teknoloji cidden korkunç bir hızla ilerliyor. Nanoteknoloji, kuantum fiziği, moleküler biyoloji gibi bütün alanlarda görülen bilimsel gelişmeler, yıllar önce hayal bile edilemeyen hızlarda hareket edebilen araçlar, uzay seyahatleri, uydu teknolojileri gibi her geçen gün daha çok sayıda faydalı ürünün ve icadın ortaya çıkmasını sağlıyor. Özellikle bilgi teknolojilerinin uygulamaları hayatımıza en kolay akseden ve günlük hayat akışını etkileyenlerden. Televizyon, bilgisayar ve telefon internet bağlantıları ile güçlendikçe alışkanlıkları da kendi varlıklarına göre şekillendirmeye başladı.

Buzdolabı, çamaşır makinesi, koltuk, kapı, çatal-kaşık, tencere, ayakkabı, kalem ve aklınıza gelen her türlü nesnenin akıllı, öğrenebilen, kendilerine verdiğiniz komutları işletebilen ve diğer eşyalarla gerektiğinde iletişime geçebilen bir yapıda olduğunu düşünün. Sabah işyerinde bulunmanız gereken zamanı bilen saatiniz, meteoroloji ve trafik yoğunluğuna bakarak ve sizin de alışkanlıklarınızı da göz önünde bulundurarak en uygun zamanı hesaplayıp sizi uyandırıyor. Çatal kaşık gibi araçlar almanız gereken gıdaları muhtevasına göre sınıflandırıyor, tansiyon, kan şekeri gibi dahili vücut parametrelerine göre tabağınızda ne bulunması gerektiği konusunda sizi uyarıyor. Isıtma, soğutma ve aydınlatma sistemleri sizin programınızı biliyor ve evde bulunma saatlerinize göre optimal seviyeye kendisini ayarlıyor. Bugünkü sosyal medya benzeri platformlara yaptığınız durum bildirimlerini hayatınızla ilgili bütün nesneler de alıyor ve otomatik olarak bu bildirimlere göre konumlanıyorlar.

Şimdi de bu nesnelere duygu da yüklenebildiğini ve zekâ seviyelerinin kendilerini ukalalık boyutuna çıkardığını farzedelim. Hayat çekilmez olmaya başlayacak gibi. Hele bir de, topladıkları bilgileri kötü niyetli insanlara aktarırlarsa ne hissedersiniz? Daha kötüsü, kötü niyetli kişiler bu nesneleri tamamıyla uzaktan yönetirse? Atomlara bile veri yüklemesi yapılabildiği bir zamanda ki 6.4 cm karelik bir alanda 500 TB veri yüklemesi yapıldı, yakında veri yüklenen atomların uzaktan kontrolü yapılabilirse yediğimiz içtiğimiz herşeye dikkat etmek gerekecek belki de. Nükleer ve biyolojik tehditler ise başlı başına araştırma konusu.

En son sızan Wikileaks belgelerinde CIA’nın akıllı telefon ve televizyonları kullanarak ortam dinlemesi yaptığına dair bilgiler yer alıyordu. Yani yukarıda bahsettiğimiz senaryolar henüz hayata geçmemişken bunlar olabiliyorsa… Stephen Hawking’in endişesi yersiz değildir. Teknolojiyi kullanırken onu ihtiyaçlarınıza göre yönlendirmiyor ve kendi kurallarınızı belirlemiyorsanız, kısa süre içerisinde teknoloji sizi teslim alır ve kendi kurallarını dayatmaya başlar. En son teknolojiyi takip etmekten iş yapamaz hale gelmek işten bile değildir. Teknoloji sürekli gelişmek ister, gelişmek yatırım isteyen bir iştir, yatırım da üretilmiş bütün son teknoloji ürünlerinin satılmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Kontrol altına alınmazsa büyük bir tehdit olduğu açık. Peki, çözüm Hawking’in dediği gibi bir dünya hükümeti mi? Açıkçasını söylemek gerekirse bu bana “daha güçlü bir dünya için bütün güçleri tek elde toplayalım” demek gibi geldi. Kral kim olacaktır? Buna kim karar verecektir? Hawking’e sormak istiyorum: “How king?” diyelim böyle bir hükümet kuruldu ve bütün dünyada hükmü geçiyor. Bu hükümet varlığını devam ettirmek, kendine olan ihtiyacın hissedilmesini sağlamak, muhalefeti sindirmek veya herhangi bir başka saikle teknoloji silâhını kendi kullanmak isterse ne yapılabilecektir? Böyle bir hükümet art niyetli olmasa bile teknolojiye yenik düşebilir ve bahsedilen tehditlerin tamamı yine gerçekleşebilir.

Teknolojinin hükmettiği bir yönetim biçiminin adı her halde “modemokrasi” olacaktır. ASP, PHP gibi yazılım dilleri “sayısal parti” olur. En gözde bürokratlık bir işletim sisteminde “görev yöneticisi” olarak çalışmak olur. Ülkeler ve şehirler artık parsel parsel değil piksel piksel satılır. Kısaca, insan ve insanî değerler öncelenmedikten sonra değişen sadece isimler olacaktır.
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/stephen-how-king_426168

Öne Çıkan Yayın

Üye kürküm üye...

  İktidar partisi son zamanlarda üye sayısını artırma hususunda fevkalade bir gayret sarf ediyor. Cafcaflı kutlamalarla yapılan üye kabu...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: