Bu Blogda Ara

Arşiv

tedbir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tedbir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tedbiir, Allahuekber!


Tedbiir Allahuekber

Yaz geldi, çiçekler açtı, normalleşme başladı. “Vız vız vız gelir, tırıs tırıs gider” denilen virüsler de hep çalışınca, bulaşma vakaları artış gösterdi maalesef. Ak troller ve havuz medyası cephesi hemen vatandaşa giydirmeye başladı. Bütün suç, tedbirlere uymamak konusunda manasızca direten halkımızdaydı. Hakaret eden ve Aziz Nesin güzellemesi yapan troller de gördüm. 

Aslında, okullar olmasa çok güzel idare edilecek Milli Eğitim işleri gibi, vatandaş olmasa virüsle mücadele etmek de çok kolay olacaktı. Süreç çok iyi yönetiliyordu çünkü. İlk tedbirler kapsamında indirilen konut kredilerinin virüsü püskürtme konusundaki başarısı görülmüş olmalıydı ki, 1 Haziran tarihi itibarıyla hız verilen normalleşme sürecinde de fevkalade indirimler yapıldı konut, taşıt ve ihtiyaç kredilerinde. 

Şimdi, alınan diğer tedbirlerin bazılarna bakalım: İnsanlardan evde kalması istendi ama ekonominin çarklarını çevirmek için üretim devam etmeliydi. Evde kalarak üretilebilecek ne kadar şey varsa artık... Kapanan işyerleri oldu ama işçi çıkarmak yasaklandı. Kısa çalışma ödeneği geldi ama ona başvurma şartları o durumdaki herkese uygulanamıyordu. Üstelik şöyle bir şey vardı, kısa çalışma ödeneği alan bir işçi, ileride, işsizlik maaşını almayı hak edecek bir şekilde işsiz kalırsa, kısa çalışma ödeneği ile verilen kısımlar düşülerek mahsup edilecek. Esnaf da unutulmadı tabii, ucuz krediler dağıtılacağı söylendi. Yalnız, şu vardı ki, o kredilerin tutarları küçük olmakla birlikte, almak isteyen kişinin neredeyse o krediye ihtiyacı olmadığını ispatlaması gerekiyordu. İyi, güzel de, zora girmemiş olan adam neden borçlansındı? Seyahatler yasaklandı ama kesilen biletlerden alınacak vergilerle konaklama vergileri düşürüldü.

Sokağa çıkma yasağı uygulandı ama köprü ve otoyollar bayram süresince ücretsiz hale getirildi. Başlayacağı gece yarısına iki saat kala, ilk sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Evinde yiyecek stoğu tutmayan, stok tutacak kadar ekonomik gücü olmayan, evinde hastası, çocuğu olan, yasaklı günler boyunca evinde yiyecek ekmeği bulundurmak isteyen herkes panikle dışarı çıktı. Yasak sayesinde, virüsle mücadelede diyelim, 3 birim mesafe kat edilecek idiyse, o panik halinin getirdiği karmaşa yüzünden 5 birim zarar edildi. Suçlu mu, aşkolsun, tabii ki şuursuz vatandaştı! Acilen “cahiliye” servislerine gitmesi şarttı. Bir gündür, iki gündür –şimdi tamamını yazamayacağım- 3-4 gündür denilerek yasaklar uygulandı ama bu virüs için uygulanması gereken “karantina 14 gündür” gerçeği ile uyumlu olmadı. Ayakkabı almak isteyen Temel fıkrasını hatırlattı; beğendiği ayakkabının ayağını sıkması üzerine satıcı “merak etmeyin, 15 gün içinde açılır” deyince Temel de 15 gün sonra gelip alacağını söyler.

Maske konusunu bütün ayrıntılarıyla herkes hatırlıyordur, çokça yazılıp söylendi; zorunlu hale getirilmesi ile birlikte satışı yasaklandı ve devlet tarafından ücretsiz dağıtılacağı söylendi. Defalarca dağıtım yöntemi değiştiği halde vatandaşın büyük bir kısmı maskeye erişimde zorlandı. Nihayetinde satışı serbest bırakıldı. Belli yaş grubu insanlar için yasaklar devam ederken seyahat izinleri verildi. Yani tatile çıkmak isteyen  bir aile çocuklarını arabaya bindirip gidebiliyordu, ancak otele vardığında çocukların dışarı çıkması yasaktı. Neyse ki, bu durum fazla sürmedi, çocukların yasağı kaldırıldı. 65 yaş üstünün akşam saatlerinde yasağı devam ediyor, bu yasak tam olarak neyi önlemeye yarıyor bilmiyorum. 

İlk kapatılan mekanlarn başında camiler geldi, ancak normalleşme sırası AVM’lerden sonrasına kaldı. “Abdestini al, maskeni bul, seccadenle gel” diyorlar camiye. Tedbiiir, Allahuekber! Neredeyse “namazını kıl da gel” diyecekler. Tedbir iyidir, amenna... Sinsi virüs karanlığı seviyor olmalı ki öğle ve ikindi vakitleri camide kılınabiliyorken diğer vakitler kılınmıyor.

Şimdi, hükümetin, havuz medyasının ve ak trollerin laf edemeyeceği bir vatandaş olmak istiyor musunuz? O zaman şunları yapın: Evden çıkmayın ama üretime devam edin. Üretim/satış maliyetleri katlansa bile fiyat artırmayın. AVM’de mağazanız varsa açın. Müşteri olarak sakın mağazalara gitmeyin. Açıklanan her rakama inanın ama rakamların güzelliğine aldanıp rehavete kapılmayın. Aman hapşırmayın toz olur, sakın öksürmeyin söz olur. Hiç beraber dolaşmayın, sosyal mesafe kaybolur. Korona da korona virüs...

Alaturkorona Tedbirleri


Alaturkorona tedbirleri

Her ülke, corona virüsü ile olan imtihanını farklı şekillerde yürütmeye çalışıyor. Kimi ükelerde virüsten bahsetmek yasakmış, gözlerini kapatınca virüsün de yok olacağını zannediyor olmalılar. Kimisinde  “sürü bağışıklığı” denen, “saldım çayıra, mevlm kayıra” yöntemi takip ediliyor. Bunun anlamı şu: “Önlemeye çalışsak da, nasıl olsa çoğu kişiye bulaşacak, her gün öleceğimize bir kere ölelim. Bırakalım giden gitsin, kalan sağlar bizim olur. Sağ çıkmayı başaranlar bağışıklık kazanacağı için bir daha virüs bizi etkilemez” Bunların tersine, çok sıkı tecrit uygulayıp hayatı insanlara zehir eden yerler de var. 

Bazıları bilgi sistemlerini kullanarak virüsü takip etmek suretiyle önleyici çalışmalar yapıyor. Kendisinde virüs tespit edilen kişinin dijital izlerini(cep telefonu sinyalleri, kredi kartını kullandığı işyerleri gibi) takip ederek kimlerle temas kurduğunu belirleyen ve o kişileri en yakın sağlık kuruluşunda test yaptırmaya çağıran ülkeler var. Hatta teste gidemeyecek durumda olanların ayağına overlok makinesi hızında test ekibi gönderiyorlarmış. En başarılı görünen ülkelerin sırrı da iyi takip ve çok test...

Bizde durum nasıl? 

Her yöntemden biraz biraz alınıp, ortaya karışık bir şey uygulanıyor galiba. Buna kısaca “alaturkorona tedbirleri” diyebiliriz. Virüsle mücadelede atılan yanlış adımları eleştirmek, halkı infiale sevk ettiği iddiasıyla suç sayılabiliyor. Virüsün hafta içi ve mesai saatlerinde bulaşabileceğine inanmayıp haftasonu ve resmi tatillerde sokağa çıkmayı yasaklıyoruz. Ekonominin çarkları dönsün istediğimiz için çalışanlar serbestçe dolaşıyor ama 20 yaş altı ve 65 yaş üstü evde hapis. Çalışmak için dışarı çıkanlar da akşama evde hapis olanların yanına geliyor. Al sana bir sürü bağışıklık! Normalleşme havasına erken girildi. AVM’ler, berber ve kuaförler açıldı ama camiler tehlikeli olduğu için yasak. Maskesiz bazı yerlerde bulunulamıyor ama maskeye erişim yılan hikayesine döndü. Vatandaş artık türkü ile maskeye seslenir oldu:

“Biz bu pandemide buluşacaktık
Bahar geldi geçti, sen gelmez oldun
Demiştin SMS’le, kodla gelecektin
BizBizeyeteriz SMS’leri geldi, sen gelmez oldun
Maskem! Gözlerim yolda, beklerim ama, sen gelmez oldun”

Satış nedir, nasıl yapılır?

Alınan her kararı anında alkışlayıp ölümüne savunmak durumunda kalan yardakçılar çok fena savruluyorlar. Sokağa çıkma yasağı gelmeden önce yasak getirilmesi gerektiğini savunanları yerden yere vuran ve “sokakları boşaltıp darbeye zemin hazırlayacaklar” teranelerini diline dolayan tezvirat makineleri oldu. Emniyet, sokağa çıkma yasağının gündemde olmadığını, bunu dile getirenler hakkında gerekli işlemleri yapacağını duyurdu. İki gün sonra ilk yasak ilan edilmesin mi, bu sefer bütün marketler kapandıktan sonra ve yürürlüğe girmesine iki saat kala ilan edilen yasağın paniğiyle ekmek, su almaya çıkan insanlarla dalga geçtiler. Dahiliye servisi gibi cahiliye servislerinin açılması gerektiğini söylediler! 

Bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı sözcüsü ve başdanışmanı İbrahim Kalın maske satışlarının kesinlikle söz konusu olmayacağını söyledi. Çok geçmedi, iki gün sonra maskelerin belirli yerlerden satın alınabileceği açıklandı. İktidar, en iyi yapabildiği “satış” işlerine son sürat devam ediyor. Destekçilerinin ise Organize İşler filmindeki gibi kafasında iki soru işareti var: Satış nedir, nasıl yapılır?

Öne Çıkan Yayın

BARO'OK Dönemi

Yıllardır, para ve inşaat işleri ile anılan partimizin sanat-kültür işlerinden uzak olduğu zannedildi. Haddizatında, bizim dönemim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...