Bu Blogda Ara

Arşiv

twitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
twitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekonomik “Kuş”atma

ekonomik kuş atma
Yüksek enflasyon, artmış işsizlik, şişmiş dış borç, kapanamayan cari açık ve yükselmiş faizleri ile gayet tıkırında ilerlemekte olan ekonomimiz, bir anda dolar’ın yukarı doğru fırlamasıyla zor günler yaşamaya başladı. Görünüşte işler, Trump’ın attığı tweetlerle kızıştı. Yetkililerimiz hemen ekonomimizin saldırı altında olduğunu söyledi. Tam olarak kim, nasıl saldırıyordu, saldırırken hangi araçları kullanıyordu? Kanunlarımıza göre suç teşkil edecek şekilde saldırıyorsa neden yakalanıp cezası verilmiyordu? Yok, kanunlarımızda yer alan boşluklardan yararlanarak yasal bir işlemle saldırı yapılmışsa bu açıklık neden hemen kapatılmıyordu? Saldırının tam olarak ne kadar bir etkisi olmuştu? Dünyanın sayılı ekonomilerinden biri, nasıl oldu da saldırılara açık bir hale gelmişti?

Bu soruların cevabını öğrenemeden, hükümet cephesi ekonomimizin kuşatma altında olduğunu söylemeye başladı. Kuşatma daha doğru bir tabir gibi görünüyordu. Twitter’in sembolü bilindiği gibi mavi renkli bir kuş… Bu durumda ekonomi ile ilgili tweet atmaya bir nevi “ekonomik kuş atma” da diyebiliriz. Gerçi, Trump’ın çok daha sert ve saldırgan ifadelerle tweet atarak taciz ettiği başka ülkeler de vardı, ne hikmetse o ülkelerde aynı etki görülmedi. Üstelik ülkemizde yükselen sadece dolar değildi. Tayland Baht’ı ve Hindistan Rupi’si dahil neredeyse bütün paralar karşısında değer kaybediyorduk. Budist bir rahip falan mı tutuklanmıştı? Hindistan ile aramızda “Nirvana minüt” krizi mi yaşanmıştı yoksa? Başımıza bu da mı gelmişti?

Dolar Bozarak Oyun Bozmak

İlk önlem olarak sosyal medyada paylaşılan ve doları tahrik edip kuru yükselttiği tespit edilen sözler hakkında soruşturma başlatıldı. Twitter’in TL’lerine kuşlar mı konar, insan yerli para birimine canım, böyle mi yapardı? Sosyal medya heşteglerinin arşınlandığı ve spekülasyon üzerine spekülasyon yapanların kurşunlandığı söylendi. Doları yükseltenler değilse de yükseldiğini söyleyenler hakkında işlem yapılması yüreğimizi soğutmaya yetti. Sonrasında, vatandaşlara çağrı yapılarak yastık altında ne kadar dolarları varsa TL’ye çevirmeleri ve oyunu bozmaları istendi. Her döviz bozdurma kampanyasında “bütün” dövizlerini TL’ye çeviren zevat, ne ara tekrar döviz alıyordu acaba? Ayrıca, her satış işleminde bir alıcı olması zaruri değil miydi? Satış işlemi oyun bozuyorsa, bu satıştaki alıcı da oyun kurucu mu oluyordu? Peki, benim gibi hiç doları olmayan ve büyük resmi görüp oyunları bozma hevesinde olan sade vatandaşlar ne yapmalıydı? Misal, dolara karşı duruşumu belli etmek için dolarını bozdurmak isteyen herkese yardımcı olup kendilerinden satın alacağımı ve dolar kurunu 4 TL’de sabitlediğimi söylesem olur muydu?

ABD Mallarına Boykot!

Pek çok kamu ihalesini dolar üzerinden fiyatlayan devlet bunu değiştirmemişti ama olsundu. Devlet büyükleri ABD menşe’li ürünlerin vatandaşlar tarafından boykot edilmesini istedi. Bazı ürünlerin gümrük vergilerini artırdı da. Velakin, ismi verilerek boykot edilmesi istenen ürünler o listede yoktu. Üstüne, geçen sene bazı konular yüzünden kızgın gittiğimiz ve Trump’ fırça atmamız beklenen ABD ziyaretinde sürpriz bir şekilde siparişini verdiğimiz 11 milyar dolarlık uçak alımı da iptal edilmedi. Üretime vurgu yapan, yerli malları tüketimini tavsiye eden yöneticilerimiz, sessiz bir şekilde buğday, mısır, arpa ve pirinçte gümrük vergisini sıfırlayarak ithalatın önünü de açtı.

Anlaşılan yine iş vatandaşa düşüyordu; Trump’ın satırlarca tweetlerine tek bir satırla cevap veren bir kasabımız, dolarları o satırla kıyma haline getirdi. Dolarların üstüne basarak halay çekenler, dolarları yakanlar, iphone’lara kurşun sıkanlar, ayağı ile ezenler, balyozla parçalayanlar ve daha neler neler… Bazı marketler, iphone’leri ithal etme satış yapma yöntemi konusunda Apple firması ile mahkemelik olduğundan satışını durdurduğu halde, boykot çağrısına uymuş gibi bunu duyurdu. Hızını alamayan bazı köşe yazarları, yakında iphone kullanan kişilerin sadece teröristler olacağını ilan etti. Iphone’lar için boykot ilan edildi ya, havuz medyası her an “bütün iphone’larda ‘Bykot’ isimli bir yazılımın yüklü olduğu” haberini yayabilir. Yakında Apple kelimesinin abla ile benzerliği, “Mac”lube, i-mam gibi kelimelerin bu firmanın ürünleri ile aynı yapıda olduğu vurgulansa ve buradan yürüyüp bütün iphone kullanıcıları tutuklansa hiç şaşırmayacağım. Bekle ki, Ali Aktaş gibi bir avukat çıksın, Bylock meselesinde on binlerce masum insanın kurtulmasına vesile olduğu gibi iphone sahiplerinin de beraatini sağlasın.

Dolar’ın Ateşi Söndü mü?

Gösterge faizinin yükseltilmesi, swap işlemlerine kısıtlama getirilmesi gibi bir takım tedbirlerle Merkez Bankası dolar yangınına müdahale etti ama etkilerinin ne kadar süreceği belli olmaz. Ne zaman inme başlamışsa gerilimi tırmandıracak sözler ve davranışlarla aniden yükselmesini sağlamak ve keskin iniş çıkışlarla zikzak çizilmesini sağlamak akıllarda soru işareti bırakıyor; bu iniş çıkışlar kimin işine yarıyor, kimler bu durumdan ne kadar kazandı? Yaknda, alım gücü azalmasının tetiklediği enflasyon ve her üründe görmeye başladığı zamlarla, yüksek gösterge faizleri ile devletin aldığı borçların ödenmesi için artırılacak vergilerle vatandaşın kazanmadığı ortada…
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/ekonomik-kus-atma_470700

Aman Be Troll!


Bir tartışmada kimin sesi daha çok çıkıyor ve diğerlerini bastırıyorsa, kendini daha haklı zannediyor.
İşin kötüsü, dışarıdan bakanlar da ona hak veriyor. Mağduru seven bir milletiz ya, “yazık, adama çok haksızlık yapılmasa bu kadar bağırmaz” diye düşünüyoruz her halde. Yabancı turistlere kendi dilimizde adres tarif ederken bile, yüksek sesle bu işi yapıyor olmanın anlatımımıza kattığı retoriği düşünüp rahatlıyoruz ve daha bir özgüvenle konuşuyoruz.

Sosyal medyada da yüksek ses prim yapıyor. 5000 kişinin organize olduğunu ve belirlenen bir konu ile ilgili paylaşımları eş zamanlı olarak yayınladıklarını düşünün. 30.000 civarında robotik hesapla bu paylaşımlar desteklenirse, konu bir anda ülke gündemi haline gelebilir. İşte bu “trol” denilen kişilerin çalışma yöntemlerinden biridir.

Trol kelimesi ile ilgili wikipedia.org’ta geçen tarif: “İnternette insanların keyfini kaçırmak ya da münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan kişi. Forumlar, bloglar, sohbet odaları gibi çevrimiçi topluluklarda kasten alevlendirici, konu ile ilgisi olmayan mesajlar göndererek okuyucuları provoke edip duygusal cevaplar verdirtme ya da bir başlığın konusunu dağıtma niyetindedirler” şeklindedir.

En meşhur trol grubu “aktroller” olarak bilinen gruptur. 2013 yılında gezi olayları sonrası örgütlendikleri tahmin edilmektedir. Taraf gazetesinin 25 Eylül 2015 tarihli haberine göre; 30 kişilik bir çekirdek kadrosu, 250 kişiden oluşan bir kanaat önderleri grubu (AKP gençlik kolları yöneticileri ve iletişim görevlileri oldukları iddia ediliyor) ve 6000 civarında da “yıkım ekibi” bulunuyor.

Çoğu hesap sahte bilgilerle açılmış, “fake hesap” olarak bilinen robotik hesap sayısı da 30.000 civarında tahmin ediliyor. En düşük kademelerde yer alanların 1000 TL tutarında ücret aldıkları, ücretlerinin kayıtdışı olarak AKP’li belediyelerle iş yapan firmalar üzerinden ödendiği haberde geçiyor.


Temel görevleri; AKP muhalifliği yapan kişileri hakaret, küfür ve tehditlerle sindirmek, beyin takımının yönlendirmeleriyle topluma verilmek istenen mesajları yaymak ve AKP propagandası yapmak. Adlî makamlara şikâyet edilseler bile haklarında herhangi bir işlem yapılmayacağının güveni ile hareket ediyorlar.
Buraya kadar okuduklarınız interneti tarayarak bulabileceğiniz bilgilerin özetiydi. Aşağıdakileri ise ilk kez okuyacaksınız:

Metrolbüs: En çok kullandıkları ulaşım aracıdır. Bir metrobüste sesli bir şekilde belediye, metrobüs veya taşıma sisteminden şikâyet eden kişiyi hemen ablukaya alırlar ve sustururlar: “Şikâyet ediyorsan git taksi tut!”, “Şu trafiğe bakıp şükredeceğine söyleniyorsun!”.

MİTrolyöz: “Bordro” berelerini kuşanıp klavye başında yaptıkları operasyonlarda kullandıkları favori silâhlarıdır.

Petrol ye$ili: En sevdikleri renktir. O kadar severler ki, yeşili gördükleri yerde mutluluktan gözleri “dolar”.

Troleçe: Favori tatlılarıdır, hamuru “beyaz” olanı daha makbuldur.

“Aman petrol, canım petrol”: Favori şarkılarıdır, “hacda” veya “umre”de bulunmuş olan san’atçılardan dinlerler.

90’lı yıllarda trollük yapanlar, bugünkü teknik imkânları bulamadıkları için trollük işlerini “3D” yapıyor, korku ve dehşet saçmak için bol bol “satır” kullanıyorlardı. Satırı gördün mü korkuyordun, trolü de tanıyordun.
Günümüz trollerini tanımak da çok kolay değil. Trol ayıracı olarak kullanılabilecek bir uygulama veya araç şimdilik yok. Sosyal medya mecralarında, her kimde sadırdan herhangi bir kemalat sâdır olmayıp “satır”larından kan, küfür ve hakaret damlıyorsa, o kişinin trol olma ihtimali vardır.

Son olarak, Twitter Azamî Karakter Tespit Komisyonu, daha önce 140 olan üst sınırı 10.000 olarak güncelleyeceklerini duyurdu. Benim de aklıma takıldı, aktrollerin karakter farkını işveren olarak hükümet mi karşılayacak, yoksa platform sahibi olan twitter mi?

Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/aman-be-trol_378992
Tarih: 11 Ocak 2016

Öne Çıkan Yayın

Üye kürküm üye...

  İktidar partisi son zamanlarda üye sayısını artırma hususunda fevkalade bir gayret sarf ediyor. Cafcaflı kutlamalarla yapılan üye kabu...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: