Bu Blogda Ara

Arşiv

zam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hahahaber Eylül 2019



HAHAHABER

NOT: Bu sayfada yer alan haberler hayal ürünüdür, uydurmadır. Gerçek haberlere benzeyebilir, gülüp geçiniz, kafayı takmayınız. . .


 Doğalgaza art arda gelen zamlardan sonra sesi çıkmayan vatandaşın G.O.T (Game Of Thrones)’una  güvendiği ortaya çıktı…

Millete ait saraylarda servis edilen ejderli sumutilerden alarak ejderha sahibi olacağına inanan Vatandaş Rıza, doğalgaz zamlarına karşı tedbirli olduğunu söyledi.

Mutfak Konuşması


Mutfak Konuşması

2019 yılı belediye ve muhtar seçimleri Allah’a şükür bitti. Daha doğrusu, milyonlarca vatandaş olarak biz vazifemizi yaptık ve seçme kısmı bitmiş oldu ama sınıflandırmanın hala devam ettiği yerler var. Çünkü hükümet efendimiz, daha önce kendisinde olup 2019 seçimi sonunda farklı partiye geçen belediyelerin olduğu yerlerde sonuçlara itiraz edip oyları yeniden saydırma yoluna gitti. Yeni oy veren olmadığı halde tekrar tekrar sayım yapıldığında oy sayılarının değişmesi de ilginç doğrusu. Korkarım İstanbul’da milattan önceki dönemden kalma oylar da bulacaklar bu gidişle: “Başkanım, üzerinde D.Roma yazan oy bulduk, kime yazalım?” “Hmmm, Yıldırım’a yaz!” Tekrar sayımlarda oy yerine adayı artırıp kazanan aday olarak “BinbeşyüzAli” açıklamazlar inşallah... Adam zaten yorgun görünüyor, üstüne bir de İstanbul aşkı bindirdiler, o kadar yükü kaldırması zor olur. Kendisine şu şarkı sözünü göndermek istiyorum:

“Geçti sevdalarla ömrün, ihtiyâr oldun bugün
Ak pak olmuş saçlarınla bî-karâr oldun bugün”

KİM KAZANDI?

Neyse, kesinleşen sonuçlara bakığında herkes kazandığını söylüyor. Muhalefet kazandığı belediye sayısını ve oylarını artırmış, iktidar ve yavrusu toplamda en yüksek oyu almış. En çok belediyeyi iktidar kapmış. “Yahu, bunlar birbiri ile yarışmıyor muydu, nasıl herkes kazanıyor? Kazanan sayısı kadar, illa ki birilerinin de kaybetmesi gerekir” düşüncesi akla geliyor. John Nash’in meşhur “oyun teorisi” uygulanmış olabilir ya da birileri kayıplarından bahsetmeyi sevmiyordur belki.

Bu seçim önceki belediye seçimlerinden farklıydı. Bazı partiler ittifak yaptı,  ama öyle milletvekili seçiminde olduğu gibi değil. Sadece belediye başkan adayları yok, belediye meclisi üyeleri var bir de. İttifak partileri bazı yerlerde bu listeleri ortak hazırladıkları için ortaya karışık bir liste çıkmış oluyor. Bu listenin aldığı toplam oy içerisinde kimden ne kadar oy gelmiş bilmek mümkün değil. Toplam rakamlar söylenip o rakamların kendi etkisi ile oluştuğunu iddia etmek hem doğrulanması hem de yanlışlanması zor bir durum. 

MUTFAKTAN SESLENİŞ

Kimi balkon konuşması yaptı, kimi rüzgarların hiç dinmediği ve yıllardan beridir hiç kullanma ihtiyacı hissetmediği balkonu kapatıp siyasetini salona hapsettiği için anca salonda konuşma yaptı. Hangisine baksak “sadece biz değil millet kazandı” diyor. Biz de millet olarak madem kazandık, bir konuşma yapmak hakkımızdır. Yalnız, bizim balkonumuz yok, mutfak konuşması yapacağız:

Ey ehl-i siyaset! Mutfakta yangın var! Seçim sonrası pazara uğrayanınız oldu mu hiç? Zamlanmış fiyatları gördünüz mü? 

Enflasyon rakamları açıklanıyor, son birkaç aydır hep %20 civarı olmasına dikkat ediliyor. Neymiş, %20… Anadolu çocuğu “yir” mi bu numarayı? Pazar alışverişinde cebimizden çıkan paralar, geçen seneye göre neredeyse iki katına çıktı!

Vatandaşın sebze için sıraya girmesi değil, saraya girmesi varlık göstergesidir. Varlık tanımlarınızı gözden geçiriniz. Refah seviyemiz yükseldiği için et fiyatı artmıyor, et fiyatlarının artışı refahımızı düşürüyor.

Elektrik, su, doğalgaz ve akaryakıta gelen zamlar mutfak yangınını daha da körüklüyor. 

Patatesi ve soğanı ithal ediyoruz, hem pahalı hem de çürük çarık ürünler geliyor. Yerli üretim de yara alıyor. Parayı betona gömmeyip üretimi teşvik için kullansaydınız böyle sıkıntılaımız olur muydu?

İtibardan tasarruf olmaz diyerek su gibi para harcıyorsunuz. Bize gelince vergiyi tabana yaymaktan ve kemer sıkmaktan bahsediyorsunuz. Devlette israfın önünü kesin ki bizim sıktığımız kemerler işe yarasın. Para saçarak gelecek itibarın kalitesi ve bekası tartışılır ama itibarı olan her durumda para bulur. Dünyanın en yüksek faiz oranını vererek dış borç alıyorsak kendisinden tasarruf etmediğimiz itibarımız ne durumda? 

Seçim sonuçlarının halka duyurulmasında tekel olan devletin haber ajansı, işine gelmediği zaman veri akışını kesebiliyor. Biz de kendisine giden vergi akışını istediğimiz zaman kesebiliyor muyuz?

Başka sorum yok, sanık ve sandık sizindir...

Zaman Zam Zamanı

Zaman zam zamanı
Seçim vaktinin süslü, vaatli ve ikramlı kısımları bitti, hayatın gerçekleri ile yüzleşmeye başladık. Efendim, iktidar partisinin bu seçim döneminde en çok kullandığı slogan kalıbı “Vakit … vakti” şeklindeydi. Vakit kelimesinin eş anlamlısı nedir? Zaman. Zaman içinden, bulunulan an çıkarılırsa “zam” kalır. Aslında gelecek olan zamlara selam çakmışlar da, çok anlamamışız veya anlamak istememişiz.

Ufaktan ufaktan, her şeye zam gelmeye başladı. Kimi ürünlerde ÖTV büyümesi olarak kendini gösteren zamlar, öncelikle vatandaşın en az tepkisini çekecek ürünlerde beliriyor. Kahir ekseriyeti mevcut hükümetin güdümünde olan basında güncelleme, düzenleme, yapılandırma, ayarlama ve benzeri kelimelerle geçiştirilen ve kimi zaman müjde olarak duyurulan zamlar, pazardaki sebze meyve fiyatlarından başlayarak el yakıyor. Sayın vatandaşlar, lütfen algılarınızın ayarlarına dokunmayınız, o ayarlar matbuat vasıtasıyla merkezi olarak yapılmaktadır. Daha az ekmek israf edilecek diyen var, yüksek enflasyon haberini, ücret atış miktarını enflasyon değeri ile orantılı alacak kişilere muştulamak suretinde verenler var… George Orwell’in 1984 kitabındaki senaryolarla benzerlikleri biz söylemekten bıktık, onlar yapmaktan bıkmadı.

Enflasyon-Zam Sarmalı

Temmuz ayının ilk günlerinde enflasyon değerleri geldi. Günlük hayatımızın içinde hissedilenden düşük gelmiş olsa da ekonomik plan ve programlar içerisinde beklenen rakamın üzerinde çıktı. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, son dönemde yapılan yüksek zamları enflasyonla ilişkilendirerek  “enflasyonun bu kadar çok çıkması bazı fiyatları da otomatik olarak kendi içinde sarmala dönüştürüyor” dedi. Enflasyon yükselince fiyatlar otomatik artıyormuş, bu işte kimsenin kabahati yok gibi geliyor bana, neden derseniz; Enflasyon neden yükseldi? Çünkü döviz kurları ve faizler yükseldi. Onlar neden yükseldi? Çünkü bizi kıskanan dış güçlerin oyunu bitmiyor. Gördüğünüz gibi ekonomi ve ülke yönetimimiz bu işin hiçbir yerinde yok, o yüzden lütfen kimse onlara laf etmesin.

Su-i Zam, Hüsn-i Zam

Vatandaşlar nasıl karşılıyor zamları? Bir kısmı, “millet olarak bu zamlara müstehakız, zamları yemeden onlara oy verenlerin aklı başına gelmeyecek, oh olsun, yağmur gibi gelsin zamlar” diyerek “su-i zam” ediyor, adeta şöyle bir şarkı söylüyor:

“Ektiklerini biçtin oh olsun
Az mı çektirdi bana
Kül oldum yana, yana
Sıra geliyor sana oh olsun”

Diğer kısmı da “gerekli olmasa bu kadar zam yapılmazdı, canımız feda olsun, sesimiz çıkarsa namerdiz” diyerek “hüsn-i zam” ediyor. Hüsn-i zamcıların şarkısı ise şöyle:

“Hiçbir şeyde gözüm yok, sen iktidar ol yeter
Kapkaranlık odama, ampül gibi doğ yeter
Enflasyon vururken zamma
Dalarken insanlar gama
Laf söyletmem ağama, usulca seçil yeter”

Ülke olarak ya hüzün ya da sevinçlerde mutabık kalıyorduk. Hüzün ve sevincin bir arada olduğu garip bir toplumsal mutabakat yaşıyoruz ve bu iyi bir şey mi, bilmiyorum.

Yeni Sistem ve Erken Seçimler
Parlamenter sistem içerisindeki Bakanlar Kurulu, son çıkardığı KHK ile Bakanlar Kurulu’nun icra ettiği bütün yetkileri Cumhurbaşkanı’na devretti. Ne diyelim, bu devir işlemi 16 Nisan referandumunda oylanmıştı, şimdi dövünmenin bir anlamı yok. İnşallah enflasyonu, faizleri ve işsizliği indirme yetkisi de verilmiştir. Yetki azlığından muzdarip olup iş yapamamaktan yakınan yöneticilerimizin maharetlerini bekliyoruz. Hadi, inşallah…
Cumhur İttifakı’nı oluşturan partilerden MHP tarafının isteğiyle başlayan süreçte erken genel seçimler yapıldı. Şimdi de BBP, yerel seçimlerin erkene alınması çağrısı yaptı. Dikkate alınır mı bilemem ama alınırsa partilerin ağırlığı nispetinde bir erken seçim çağrı hiyerarşisi oluştuğu söylenebilir. İttifak’ın en küçük ortağı Hüdapar’a da artık muhtarlık seçimleri için erken seçim çağrısı yaptırırlar mı bilmiyorum…
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/zaman-zam-zamani_466907

Ekmek Ya da Ekmemek

Ekmek ya da ekmemek

1940’lı yılların Türkiye’si hakkında yazılan “Önce Ekmekler Bozuldu” isimli hikâye kitabı ve kitaba ismini veren ilk hikâye “önce ekmekler bozuldu, sonra her şey…” cümlesiyle başlar, “her şey ekmekle başladı, ekmekle bitecek” cümlesiyle biter. Savaş psikolojisi içerisindeki insanların yoklukla geçen hayatlarından bahseder. Toplumsal bozulmanın ve çürüme başlangıcının simgesi haline gelen bu söz, neredeyse artık deyimleşmiştir.
Samanı ve buğdayı bile ithal eder hale geldiğimiz ülkemizde, genetiği ile oynanmış organizmalarla üretilmiş katkı maddelerinin de eklendiği ekmeklerimiz haberlere konu oluyorsa ekmeklerimizin sağlığı konusunda ciddî endişeler taşımalıyız her halde. Yani ekmeğimiz bir kez daha bozuldu!
Türkiye’de her sosyal dönüşüm ekmek kaynaklı bozulma sebebiyle olmuş değilse de ekmek kaygısı ne zaman tavan yaptıysa hemen akabinde bir dönüşüm yaşandığı görülmüştür. Belli bir kesimin sırtından eksik olmayan devlet sopası bütün bir topluma yayılınca, tek parti iktidarı bile ilk adil seçimde koltuğu kaybetti, hem de öğretmeninden askerine, kaymakamından valisine bütün memur ve bürokrat tayfası kendisini destekliyorken.

Siyaset kurumuna duyulan güvenin zedelendiği, yapılan anketlerde en güvenilen kurum olarak askeriyenin çıktığı 28 Şubat döneminde ideolojik bir duruşu olan partilere ilkelerinin tam zıddı hareketler yaptırıldı. Muhafazakâr kimlikleriyle bilinen partiler döneminde dinî eğitimi önleyen sekiz yıllık kesintisiz eğitim modelinin temelleri atılırken, milliyetçi partinin iktidar ortağı olduğu zamanda da idam cezası kaldırıldı. Üstüne, devalüasyonla bir gecede döviz borcu olan herkesin borcunun ikiye katlandığı ekonomik bir kriz yaşanıp acı reçetelerle sıkı ekonomik politikalara geçildiği bir anda denenmemiş olan ve yeni şeyler söylediğini iddia eden parti iktidara geldi.

Yeni parti, acı ekonomik reçetelerin devamını sağladığı gibi meyvelerini de topladı. Küresel olarak esen finansal rüzgârı da arkasına alarak belli bir mesafe kaydetti. Kucağında bulduğu zaferin sarhoşluğu ile üretimi ve istihdamı arttıracak tedbirler yerine kendine tabi olanları ihya etti ve günü kurtarmayı tercih etti. Memleketinden belli bir süre uzakta kalan ve dünyaya dağılan dolarlar, somon balıkları gibi şu anda doğdukları yere dönme eğilimi gösteriyorlar. FED’in önümüzdeki dönemlerde muhtemelen yapacağı faiz arttırımları ile okyanusları aşıp eve gidecek olan dolar somonları, bizim de somunlarımızı etkiliyor tabiî ki.

İç ve dış politikalardaki belirsizlikler dolayısıyla yabancı sermaye ülkemizden temkinli adımlarla uzaklaşıyor. Artan ithalatla dışa bağımlılığı her geçen gün katmerleşen ülkemizde finansal kaynak bulma maliyeti gittikçe artıyor. İtibardan da tasarruf edecek değiliz ki, örtülü örtüsüz harcamalarımız kısılmadığı için tulumbalarımız suyunu çekmeye başladı. Ben demiyorum, yöneticilerimiz diyor bunu.

Tulumbayı doldurmak için vatandaşın vergilerine yükleniliyor. Motorlu taşıtlar vergisi konusunda yapılabilecek zam oranı yasayla belirlenmişken (% 15), bu oranın yaklaşık iki buçuk katı kadar yükseltilip % 40’lık bir zam yapıldığı kararı açıklanmıştı. Gelen tepkiler sonrası devletin en tepesi konuya müdahale ederek bu oran % 25’e indirildi. Bu zam filmi çok tutunca, devamı olan cam filmi de çekildi.

Bir başka film de ekmekte çekiliyor. Milletimizi israf bataklığından kurtarmak ve sağlıklı bir hayata kavuşturmak gibi ulvî gayelerle ekmek gramajları düşürülüyor. Türkiye Fırıncılar Federasyonu başkanı bunun gizli bir zam olmayacağını söylüyor, hayata geçirildiğinde görürüz artık. Gram/fiyat oranında bir değişiklik olmayacak olsa bile, bunun daha az ekmek almaya vesile olup olmayacağı, israfı ne kadar önleyeceği şimdilik meçhul. Normalde iki somun ekmek alan bir aile, yeni gramajlı ekmeklerden iki somun alınca ihtiyacını karşılamayacak, üç tane alınca da yarım ekmek fazla gelecek. Hayır, fazla ekmeği atmayıp kendi yese, bu sefer de vücuduna israf etmiş olacak. Ondan sonra gelsin bakalım, fazla göbek, diyabet, kalp ve damar hastalıkları…

Döviz karşısında değer kaybeden TL, fiyatlara ve vergilere gelen zamlar, vatandaşın gittikçe artan borcu ve yiyeceği ekmeğin gramajına kadar ince ayar getirilip, altlarında kayıtdışı paraların aktığı vergi cennetlerinde yatırım yapılması, “herşeyin ekmekle başladığı ve ekmekle biteceği” öngörüsünü doğruluyacak mı, göreceğiz…
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/ekmek-ya-da-ekmemek_446881

Öne Çıkan Yayın

Üye kürküm üye...

  İktidar partisi son zamanlarda üye sayısını artırma hususunda fevkalade bir gayret sarf ediyor. Cafcaflı kutlamalarla yapılan üye kabu...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: