Bu Blogda Ara

Arşiv

ekmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

(M)izah-ı Gündem


Mizah-ı gündem
Gündemi itibarıyla çok yoğun zamanlardan geçiyoruz. Kediye işkence yapan asker görüntüsüyle geçen haftaya başladık. Her kesimden insan ortak ve haklı bir şekilde tepki gösterdi. Bütün tepkiler orada harcanmış olmalı ki hemen akabinde gelen, miğfer ile başına vurularak katledilen başka bir asker haberi yürekleri dağladı ama kedi haberi kadar kendine makes bulmadı. Enteresandır ki acılarımız da kutuplaştırıcı ve birleştirici olarak farklı kutuplara ayrıldı.
***
Muhalefet partisi, Cumhurbaşkanı’nın bazı akraba ve yakınlarının hesaplarından yurtdışındaki şirketlere yüklü miktarda para transferi yapıldığını söyledi ve yapılan işlemlere ait olduğunu ifade ettiği dekontları ve SWIFT mesajlarını kamuoyuyla paylaştı. “İthalat dışı döviz transferi” ifadesinden  neden illa da yurtdışına para çıkarıldığını anlıyorlar, bilmiyorum.
Hükümete yakın yayın organları daha belgeler paylaşılmadan onları sahte ilan etti. Kimi de yapılan işlemlerin ülke içinde kaldığını iddia etti. Hükümet partisi konu ile ilgili bilgilendirici mahiyette hazırladığı broşürde muhalefet partisinin kullandığı belgelere yer vererek “işte gerçek belgeler” dedi. Mustafa Erdoğan isminin geçtiği kısmı buğulandırarak elde edilen gerçek belgeler iyi ki ortaya çıkarıldı.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı “Bazı haberler, sinyaller alıyorum bazı iş adamlarının varlıklarını yurt dışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum. Buradan sesleniyorum, önce kabinemize sesleniyorum, bunların hiçbirine çıkış için asla izin vermemelisiniz. Çünkü bu adımlar ihanet-i vataniyedir. Bu ülkede kazanıp varlıklarını yurt dışına çıkarmaya çalışanlara iyi nazarla bakamayız” dedi. Hemen ertesi gün, sözlerinin yanlış anlaşıldığını söyleyerek şöyle düzeltti: “Türkiye serbest piyasa ekonomisine sahiptir. 1989 yılından beri isteyen herkesin yurt dışına parasını çıkarma hakkı vardır ve bu devam etmektedir” Maddiyatıyla, “MAN”evi”yatı”yla herşeyini toplayıp yurtdışına çıkarmak ihanet sayılır mı bilmem ama hoş bir şey değil cidden. Bakınız Yerli Malı Haftası geliyor, lütfen dikkat edelim.

Biz adaya para yollandı mı yollanmadı mı tartışması içerisindeyken “Elon” Musk’ı, Boeing firmasının CEO’suyla Mars’a adam yollamanın ilki olmak konusunda yarışıyor. Neyse ki bu adamlar yerli değil, yer küre dışına gitmek için can atan ve birbiriyle yarışanlar yerli olmaz zaten, kusura bakmasınlar! “Hain ve terörist” de derdim ama ayıp olur şimdi, hem ülkemizi ziyaret etti, hem de uydularımızı onun araçlarıyla uzaya fırlatacağız nasipse.
***
Haftanın incilerinden biri daha geliyor: Ekmek Sanayii İşverenler Sendikası Genel Sekreteri Cihan Kolivar, ekmeğin, ucuz olması nedeniyle israf edildiğini iddia etti ve “Bana kalsa ekmeği 5 liraya yediririm israf olmasın diye. Siz hiç çöpte sucuk, pastırma, kavurma gördünüz mü? Göremezsiniz, çünkü pahalı” dedi. Naçar kaldıkları için mi, yoksa sucuk salam düşünüp akıllarına Macar geldiği için mi bilinmez, Halk oyunları yarışması için Macaristan’a giden 16 kişilik ekipten 11 kişinin yurda dönmediği ve iltica ettikleri ortaya çıktı. Halaydı, gerçek oldu.

Aslında şimdiki sağlık sisteminin selameti için bence ekmek fiyatında indirime gidilmeli ve bir ekmek 50 kuruş olmalı. Çünkü ekmek ucuz olduğunda, pahalı olduğu için salam, sucuk, pastırma gibi şeyleri alamayan vatandaş, karnını doyurmak için yarım ekmek arası çeyrek ekmek yemeğe başlayacak. GDO’suydu hormonuydu, katkı maddeleriydi derken zaten bozulmuş olan ekmeği daha çok yiyen vatandaş buna bağlı olarak daha çok hasta olacak. 20 sene boyunca hasta garantisi verilmiş yeni hastaneler yok mu, şehir hastaneleri… Hah, işte madem onlara söz verildi, artık vatandaş ta görevini yaparak kendini hastanelere abone edecek tedbirler düşünmeli, değil mi?

***
Azeri söz yazarı ve besteci olarak anıldığını ilk defa duyduğum Reza Zerrab için Dışişleri Bakanlığımızın iki defa nota verdiğini biliyoruz. Zerrab ve notalar denince nedense aklıma sadece “do”lar geliyor. Malum, iki adet farklı do notası var. Hükümet basını da, Zerrab’ı cari açığımızı kapatan ve ihracat şampiyonu bir kahraman ilan etti, arka fonda Türk bayrağı ile çekilmiş görüntülerini yayınladı. Bu ince do örneğiydi. Şimdi ise casus olduğu öne sürülerek bütün mal varlığına el konuldu, bu da kalın do olmalı.  Kudüs konusunda veya ülkemiz için Zerrab meselesinden çok daha hayati olduğu bilinen başka konularda ABD’ye nota verilmiş midir?
Not: “Ey” iki harfli olsa da, söylenirken y harfi dört elif miktarı uzatılsa da nota sayılmaz.
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/m-izah-i-gundem_448343

Ekmek Ya da Ekmemek

Ekmek ya da ekmemek

1940’lı yılların Türkiye’si hakkında yazılan “Önce Ekmekler Bozuldu” isimli hikâye kitabı ve kitaba ismini veren ilk hikâye “önce ekmekler bozuldu, sonra her şey…” cümlesiyle başlar, “her şey ekmekle başladı, ekmekle bitecek” cümlesiyle biter. Savaş psikolojisi içerisindeki insanların yoklukla geçen hayatlarından bahseder. Toplumsal bozulmanın ve çürüme başlangıcının simgesi haline gelen bu söz, neredeyse artık deyimleşmiştir.
Samanı ve buğdayı bile ithal eder hale geldiğimiz ülkemizde, genetiği ile oynanmış organizmalarla üretilmiş katkı maddelerinin de eklendiği ekmeklerimiz haberlere konu oluyorsa ekmeklerimizin sağlığı konusunda ciddî endişeler taşımalıyız her halde. Yani ekmeğimiz bir kez daha bozuldu!
Türkiye’de her sosyal dönüşüm ekmek kaynaklı bozulma sebebiyle olmuş değilse de ekmek kaygısı ne zaman tavan yaptıysa hemen akabinde bir dönüşüm yaşandığı görülmüştür. Belli bir kesimin sırtından eksik olmayan devlet sopası bütün bir topluma yayılınca, tek parti iktidarı bile ilk adil seçimde koltuğu kaybetti, hem de öğretmeninden askerine, kaymakamından valisine bütün memur ve bürokrat tayfası kendisini destekliyorken.

Siyaset kurumuna duyulan güvenin zedelendiği, yapılan anketlerde en güvenilen kurum olarak askeriyenin çıktığı 28 Şubat döneminde ideolojik bir duruşu olan partilere ilkelerinin tam zıddı hareketler yaptırıldı. Muhafazakâr kimlikleriyle bilinen partiler döneminde dinî eğitimi önleyen sekiz yıllık kesintisiz eğitim modelinin temelleri atılırken, milliyetçi partinin iktidar ortağı olduğu zamanda da idam cezası kaldırıldı. Üstüne, devalüasyonla bir gecede döviz borcu olan herkesin borcunun ikiye katlandığı ekonomik bir kriz yaşanıp acı reçetelerle sıkı ekonomik politikalara geçildiği bir anda denenmemiş olan ve yeni şeyler söylediğini iddia eden parti iktidara geldi.

Yeni parti, acı ekonomik reçetelerin devamını sağladığı gibi meyvelerini de topladı. Küresel olarak esen finansal rüzgârı da arkasına alarak belli bir mesafe kaydetti. Kucağında bulduğu zaferin sarhoşluğu ile üretimi ve istihdamı arttıracak tedbirler yerine kendine tabi olanları ihya etti ve günü kurtarmayı tercih etti. Memleketinden belli bir süre uzakta kalan ve dünyaya dağılan dolarlar, somon balıkları gibi şu anda doğdukları yere dönme eğilimi gösteriyorlar. FED’in önümüzdeki dönemlerde muhtemelen yapacağı faiz arttırımları ile okyanusları aşıp eve gidecek olan dolar somonları, bizim de somunlarımızı etkiliyor tabiî ki.

İç ve dış politikalardaki belirsizlikler dolayısıyla yabancı sermaye ülkemizden temkinli adımlarla uzaklaşıyor. Artan ithalatla dışa bağımlılığı her geçen gün katmerleşen ülkemizde finansal kaynak bulma maliyeti gittikçe artıyor. İtibardan da tasarruf edecek değiliz ki, örtülü örtüsüz harcamalarımız kısılmadığı için tulumbalarımız suyunu çekmeye başladı. Ben demiyorum, yöneticilerimiz diyor bunu.

Tulumbayı doldurmak için vatandaşın vergilerine yükleniliyor. Motorlu taşıtlar vergisi konusunda yapılabilecek zam oranı yasayla belirlenmişken (% 15), bu oranın yaklaşık iki buçuk katı kadar yükseltilip % 40’lık bir zam yapıldığı kararı açıklanmıştı. Gelen tepkiler sonrası devletin en tepesi konuya müdahale ederek bu oran % 25’e indirildi. Bu zam filmi çok tutunca, devamı olan cam filmi de çekildi.

Bir başka film de ekmekte çekiliyor. Milletimizi israf bataklığından kurtarmak ve sağlıklı bir hayata kavuşturmak gibi ulvî gayelerle ekmek gramajları düşürülüyor. Türkiye Fırıncılar Federasyonu başkanı bunun gizli bir zam olmayacağını söylüyor, hayata geçirildiğinde görürüz artık. Gram/fiyat oranında bir değişiklik olmayacak olsa bile, bunun daha az ekmek almaya vesile olup olmayacağı, israfı ne kadar önleyeceği şimdilik meçhul. Normalde iki somun ekmek alan bir aile, yeni gramajlı ekmeklerden iki somun alınca ihtiyacını karşılamayacak, üç tane alınca da yarım ekmek fazla gelecek. Hayır, fazla ekmeği atmayıp kendi yese, bu sefer de vücuduna israf etmiş olacak. Ondan sonra gelsin bakalım, fazla göbek, diyabet, kalp ve damar hastalıkları…

Döviz karşısında değer kaybeden TL, fiyatlara ve vergilere gelen zamlar, vatandaşın gittikçe artan borcu ve yiyeceği ekmeğin gramajına kadar ince ayar getirilip, altlarında kayıtdışı paraların aktığı vergi cennetlerinde yatırım yapılması, “herşeyin ekmekle başladığı ve ekmekle biteceği” öngörüsünü doğruluyacak mı, göreceğiz…
Link: http://www.yeniasya.com.tr/adnan-nacir/ekmek-ya-da-ekmemek_446881

Öne Çıkan Yayın

Yapeylikan Zekâ

GPT-3 isimli yapay zekâ modelinin yazdığı bir köşe yazısı, The Guardian gazetesinde yayınlandı. Yapay zekâların insanlara zarar vermeyeceği...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İlgili Diğer Yazılar: